ATA-GENÇ


 
AnasayfaPortalTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hüseyin İnan

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Okay

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 639
Yaş : 29
Nerden : Samsun
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Hüseyin İnan   Cuma Ocak 25 2008, 11:29

Hüseyin İnan (1949-1972)

1949'da Kayseri'nin Sariz ilçesine bagli Bozhüyük köyünde dogdu. Ilk ve orta okulu Sariz'da, liseyi Kayseri'de okudu. 1966'da ODTÜ Idari Bilimler Bölümü'ne kayit oldu. Sosyalist Fikir Klubü(SFK) ve bu dernegin bagli oldugu Dev-Genç'e üye oldu. Bu arada TIP'e de katilarak, bu partinin etkinliklerinde yer aldi. Ayni dönemde, gerek Istanbul ve Ankara, gerek Izmir ve diger yörelerde anti-emperyalist eylemlere katildi; ABD 6.Filo'suna yönelik eylem ve mitinglerin içinde bulundu. Toprak isgalleri, kirsal yörelerdeki etkinlikler vb. etkinliklere katildi. 1966-67 ögretim yilinda, gerçeklesen ODTÜ Hazirlik boykotunun örgütlenmesine önderlik etti.

Hüseyin Inan, 1968'de, TIP ve daha sonra MDD içindeki ayrılıklarda, giderek belirginlesen gizli ve dar örgüt fikri dogrultusunda çekirdek bir grup olusturup, kir gerillasi yoluyla anti-emperyalist mücadele verme düsüncesini gelistirmeye çalisti. Ankara, özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini Inan'in attigi grup, daha sonra THKO'nun çekirdek kadrosunu olusturacakti. Ayni yil Idari Bilimler Fakültesi'nden çikarilan Hüseyin Inan, ODTÜ yurtlarinda kalmaya devam etti. 14 Ekim 1969'da, grubun önemli bir kesimiyle birlikte Suriye üzerinden Ürdün'e, Filistin Kurtulus Örgütü(FKÖ)'nün asil gücünü olusturan El Fetih kamplarina gitti. Burada FKÖ'nün yaninda Israil'e karsi savasti. Israil içlerindeki karakol baskinlarinda bizzat yer aldi. Subat 1970'de Türkiye'ye geri döndügünde, Diyarbakir-Antep yolunda bir otobüste yakalandi. Diyarbakirda devam eden yargilama sonunda, Ekim 1970'de tahliye oldu. Hüseyin Inan Ankara'ya döndügünde kafasindaki kir gerillasi fikri iyice berraklasmisti. Benzeri düsünceler tasiyan ve ayni eylem çizgisini benimseyen, baslarinda Deniz Gezmis'in yer aldigi Istanbul grubuyla biraraya gelerek THKO'yu kurdu. Inan, kitle hareketleri içinde hemen hiç taninmayan biri olmakla birlikte, örgütleyici niteligi, insanlarla iliski kurma becerisi ve kararliligiyla grup içinde sivrilmisti. Deniz Gezmis, sinan cemgil ve Cihan Alptekin'in de yer aldigi THKO'nun tartismasiz lideri haline geldi. Daha sonra, yayginlasan silahli eylemlere önderlik etmekle kalmadi, bütün eylemlerin bizzat içerisinde oldu. 29 Aralik 1970'de, Dev-Genç üyelerinden Ilker Mansuroglu'nun öldürülmesi üzerine, THKO'nun örgüt olarak kendini ortaya koydugu Kavaklidere Polis Karakolu'nun kursunlanmasi, 1 Ocak 1971'de Türkiye Is Bankasi Emek Subesi soygunu, Amerikan askeri tesislerinin basilarak bir Amerikalinin kaçirilmasi ve daha sonra dört Amerikalinin kaçirilmasi eylemlerinde gösterdigi gözüpek tavri ve kararliligiyla THKO'nun varliginda büyük etken oldu.

24 Mart 1971'de Kayseri'nin Pinarbasi ilçesinde yakalanarak, Deniz Gezmis ve Yusuf Arslan'la Ankara 1. Nolu Sikiyönetim Askeri Mahkemesi tarafindan 9 Kasim 1971'de idama mahkum oldu. Idamlarin önlenmesi için gerek Meclis'te, gerek kamuoyunda ve gerekse örgüt arkadaslari tarafindan çesitli girisimlerde bulunulmasina ragmen Yusuf Arslan ve Deniz Gezmis'le birlikte 6 Mayis 1972'de idam edildi.

INAN YAKALANIYOR

El- Fetih kamplarinda yaptiklari yirmi günlük bir egitimden sonra Hüseyin ve 15 arkadasi, 1 Subat 1970 Pazar günü, Suriye sinirindan gizlice Türkiye'ye girer. Grubun bir kismi Diyarbakir'a gelir. Hüseyin Inan, Alpaslan Özdogan ve Mustafa Yalçiner, yanlarinda getirdikleri silahlari Diyarbakir surlarinda bir yere gömer. Daha sonra Diyarbakir Tip Fakültesi önünde bulusmak için anlasilir.

Fakat, Tip Fakültesi önüne geldiklerinde fakültenin polis tarafindan basilmis oldugunu gören Hüseyin, Alp ve Yalçiner, Adana'ya gitmek için Diyarbakir disindan bir benzin istasyonunda otobüse biner. Hüseyin ile Alp, yan yana koltuklara, Yalçiner tek basina oturur. Otobüs, Gaziantep yakinlarinda bir yerde jandarmalar tarafindan durdurularak aranir. Hüseyin ile Alp, yan yana koltuklarda oturdugu için gözaltina alinir. Yalçiner, sans eseri kurtulur ve Adana'ya gelir. Yalçiner, daha sonra Ankara'ya gider. Müfit Özdes, Teoman Ermete ve Atilla Keskin ise Malatya'da tren garinda yakalanir. Sonuçta, yakalananlardan Hüseyin Inan, Atilla Keskin, Teoman Ermete, Müfit Özdes, Ercan Enç, Alpaslan Özüdogru, Hamit Yakup, Ahmet Tuncer Sümer, Kadir Manga, Ali Tenk, Bahtiyar Emanet tutuklanir ve Diyarbakir Tutukevi'ne konur. Filistin'den dönenlerden Mustafa Yalçiner, Ahmet Erdogan ve diger 3 kisi, yakalanamaz. Fakat, yakalananlarin Emniyet'te verdigi ifade nedeniyle Mustafa Yalçiner ile Ahmet Erdogan, giyabi tevkif karari ile aranmaya baslanir.

El-Fetih dönüsü Hüseyin Inan (solda, yanindaki Mehmet Nakipoglu) Diyarbakir'dan Adana'ya giderken bindigi otobüs Gaziantep yakinlarinda jandarmalar tarafindan durdurulur. Yan yana oturan Hüseyin Inan

ile Alpaslan Özdogan yakalanir, ön koltuktaki Mustafa Yalçiner ise kaçmayi basarir.




Sinan Cemgil, Hüseyin Inan ve diger gençler devrimci mücadelelerini daglarda sürdürme karari alir, gerekli malzeme 1970 kasim ayinda ODTÜ'den yola çikar

Malatya eylem üssü oluyor

HOCA yetenekleri dolayisiyla Sinan, her zaman aranan birisi olmustur. Dönüsüm dergisinin yazi kurulunda görev almis, ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü Baskanligi yapmis, 8-9 Mart 1969 günleri Ankara'da yapilan TIP Genel Yönetim Kurulu Toplantisi'nda TIP Bilim ve Arastirma Kurulu'nun gençlik islerinden sorumlu bürosuna yönetici olarak seçilmistir. Sinan, politik birikimi ve hitabet yetenegi açisindan herkesçe kabul edilen bir isimdir. Okumaya düskündür. Nurhak'ta dagda iken bile Mao' nun üç ciltlik, ''Seçme Eserler'' ini sirt çantasinda tasir ve mola verdikleri yerlerde okur. TIP Genel Baskani Mehmet Ali Aybar' a, üyeler ve arkadaslari, genellikle, ''Hoca'' diye hitap ederler. TIP üyesi Sinan da arkadaslarina çogunlukla ''Hoca'' diye hitap eder. ''Hoca'' lafi ODTÜ ögrencileri arasinda yayilir. Özellikleri nedeniyle, Sinan'a ''Hoca'' lakabi takilir. Hatta, Türkiye Ögretmen Sendikasi (TÖS), 1968 yili içinde: 1- Mesleki alanda olsun, halk içinde olsun örgütlenme, 2- Kapitalist düzen uygulamalarina direnis, 3- Emperyalizme ve sömürüye karsi çikma, 4- Tam bagimsizlik fikrinin yayilmasi, 5- Halka dönük ve halk yararina isleyen devrimci egitim, 6- Ve Anayasanin tam uygulanmasi; konularinda halka, ögretmenlere, aydinlara ve ögrencilere önderlik eden ve ugradiklari baskilara, hatta fiili tecavüzlere aldirmadan etkinliklerini sürdürdükleri anlasilan bir ögretmen ile bir ögrencinin kahraman olarak seçilmesine, bunlarin birer plaket ile 1000'er lira degerinde kültür yapiti armagan edilerek mükâfatlandirilmasina karar verir. Armagana aday olarak Sinan Cemgil, Harun Karadeniz, Yusuf Küpeli, Fevzi Altug, Murat Cahit Kogacioglu, Zeki Saruhan, Timur Erkman, Halit Koçer ve Ibrahim Kaypakkaya gösterilir. Bu maksatla Doç. Dr. Osman Nuri Koçtürk, Nejat Erder, Hürrem Arman, Mehmet Durukan, Demir Ünsal, Cahit Senkol, Safa Güner' den olusan jüri, 16 ögretmen ve 10 ögrenci aday arasindan yaptigi degerlendirme sonunda eski ITÜ-ÖB Baskani Harun Karadeniz'i, ögretmenlerden eski Malatya TÖS Subesi baskani H. Nedim Sahhüseyinoglu' nu armagana layik görür. Armaganlar, 29 Haziran 1969 Pazar günü Aksaray'da bulunan TÖS binasinda yapilan bir törenle kahraman seçilenlere verilir. Sinan, bu sira, Ankara Hukuk Fakültesi ögrencilerinden Sirin Yazicioglu ile Eskisehir'de evlenir. Sinan ile Sirin'in nikâh sahitligini SBF ögrencisi Nihat Akseymen (Rasit Yörükoglu) ile Emine Engin yapar. Sinan ile Sirin, evlendikten sonra Sihhiye'de bir evde yasamaya baslar. Ev, bodrum katinda oldugu için yagmur yagdigi bir dönemde evi sel basar. Bu nedenle, ODTÜ'de asistan olan Aydin Karagözoglu' nun evinde bir süre kalir. Daha sonra, Aydin Karagözoglu'nun evinden ayrilan Sinan'i, mimar Gürol Gürkan otomobiliyle Aydin'a götürür.

GIZLI KOMÜNIST PARTISI

11 Nisan 1969 günü verilen giyabi tutuklama karari ile polis tarafindan aranmaya baslanan Sinan, Hüseyin Inan' in, bir grup arkadasiyla Filistin'e gitmesinden birkaç gün sonra 13 Ekim 1969 Pazartesi gecesi Ankara'dan giden bir emniyet ekibi tarafindan 14 Ekim Sali günü, eski CHP milletvekili olan ve Aydin'da avukatlik yapan, dayisi Nedim Müren' in yaninda yakalanir. Hakkindaki giyabi tutuklama karari Aydin Savciligi'nca vicahiye çevrilen Sinan, Ankara'ya getirilir. Sinan, Ankara Emniyet Müdürlügü'nde basin mensuplarina su açiklamayi yapar: ''Polise mukavemet ve patlayici madde bulundurmaktan suçlaniyorum. Bana zabitaca bir baski yapilmadi. Aydin'da iken beni buldular ve Aydin'dan Afyon'a kadar bir vasita ile geldim. Afyon'dan sonra da emniyete ait oldugunu tahmin ettigim siyah bir Volkswagen otomobil ile Ankara'ya getirildim. Emniyet yetkililerinin benden ifade almaya kalkismalari üzerine, 'Sizlere sadece adimi soyadimi söylerim. Ifade ancak savcilikta alinir' dedim ve ifade vermeyi reddettim.'' Ankara Emniyet Müdürlügü I. Sube Müdürü Altan Ünal da Sinan'in yakalanmasi hakkinda sunlari söyler: ''Sinan Cemgil üniversiteden ayrildiktan sonra Aydin'da bulunan dayisinin yanina gitmis. Biz de kendisini Aydin'da, buradan gönderdigimiz bir ekip vasitasi ile yakaladik.'' Giyabi tutuklama karari ile aranan Ahmet Sina da 11 Kasim 1969 günü yapilan durusmaya giderek teslim olur. Sinan ayni dönem, ''Gizli Komünist Partisi'' kurduklari gerekçesiyle Ankara Ikinci Agir Ceza Mahkemesi'nde Deniz Gezmis, Yusuf Küpeli, Münir Ramazan Aktolga, Aydin Karagözoglu, Sema Karagözoglu, Bingöl Erdumlu ve Mustafa Kemal Çamkiran' la birlikte yargilanir. Kisa bir süre tutuklu kalan Sinan, 24 Aralik 1969 Çarsamba günü, bes bin lira kefaletle serbest birakilir. Hamile olan Sirin, bu sira dogum yaparak bir erkek çocuk dünyaya getirir. Çocuga ''Taylan'' adi verilir. 1969 yilinda ODTÜ'de okuyanlardan sadece Sinan degil, ögrenci hareketlerinin içinde aktif olarak yer alanlardan birçok kimse de evlenmistir. 1 Temmuz 1969'da Mehmet Akin Atauz ile Sevil Güvezne , 1969 Agustos ayinda da Çagatay Anadol ile Aysen Besen evlenir. Çagatay Anadol ile Aysen Besen'in nikâh sahitleri Sinan Cemgil ile Atilla Keskin' dir. Sinan'in oglu Taylan dogduktan kisa bir süre sonra Akin ile Sevil Atauz'un 15 Subat 1970'te bir kiz çocuklari dünyaya gelir. Akin Atauz, bir çocuklarinin oldugunu haber vermek için Aydinlikevler'de iki katli bir evin alt katinda oturan arkadasi Sinan'a gider. Sinan, Taylan'in altini degistirmektedir. ''Sevil dogum yapti.'' ''Ne oldu?'' ''Kizimiz oldu.'' Bu sirada Taylan, aglamaya baslar. Sinan, bunun üzerine, ''Bak gördün mü, kizin adini duyunca nasil bagiriyor'' der. Akin Atauz ile Sinan saka olarak Taylan ile Ayse Devrim' e ''besik kertmesi'' yaparlar. Sinan, çok daha sonra, 1971 yilinda bir gün, Akin Atauz'a gider. Atauzlarin evinde Sevil Hanim'in Amerikan Kiz Koleji'nden arkadasi olan SBF mezunu bir misafiri vardir. Sevil Hanim, Akin Atauz ve misafirleri, ''Türkiye'de emperyalizm var mi, yok mu?'' tartismasi yapmaktadirlar. Gece geç bir vakit evin kapisi çalindiginda Akin Bey kapiyi açar ve Sinan'i karsisinda görünce çok sevinir. Içeri davet eder ama Sinan içeri girmez: ''Yok, gelemeyecegim. Arkadaslar, disarda otomobilde bekliyorlar. Yarin Sirin evde olmayacak. Benim de bir isim var. Taylan'i birakacak bir yer yok. Getirip size biraksam olur mu?'' ''Ne demek, tabii getir. Biz evdeyiz, bakariz.'' ''Tamam. Yarin getiririm. Tesekkür ederim'' diyen Sinan, tam gidecekken geri döner ve ''Ayse Devrim nasil, büyüdü mü? Görmem mümkün mü?'' der. ''Simdi uyuyor.'' ''Olsun bir bakayim Ayse Devrim'e.'' Sinan, Ayse Devrim'in uyudugu odaya götürülür, Ayse Devrim'e bakar, ''Ne kadar büyümüs'' der ve basini oksar. Daha sonra evden ayrilan Sinan'i, Sevil ve Akin Atauz'un bu son görüsleridir.

Hasan Ataol' un dedigi gibi: ''THKO, bir parti gibi görevleri yazili olarak belirlenmis insanlarin olusturdugu bir örgütlenme degildi. Hani, toplumda yasalastirilmamis, teamülen uygulanan bazi kurallar vardir. THKO iste böyle bir seydi. Ayni duygulari paylasan, ayni amaci güden, birbirlerine alabildigine güvenen, birbirlerini seven, sayan insanlarin olusturdugu dar bir arkadas grubuydu.'' Bu dar arkadas grubunun içinde DÖB'den gelenlerin disinda THKO olarak adlandirilan hareketi olusturanlarin hepsi ''Türk Solu'' ve ''Aydinlik'' gibi çevrelerin savundugu MDD tezine olumlu bakmamis, o çevrelerden uzak durmuslardir. TIP kökenli olan bu gençler, partiyi sonuna kadar desteklemis, fakat parti içinde tartismalar çikip hiziplesmeler baslayinca, hiçbir hizibin yaninda olmayip kendi baslarinin çaresine bakmislardir. Mihri Belli bunu söyle dile getirmistir: ''Hüseyin Inan'i az taniyordum. Bir-iki kez bizim eve gelmis, konusulanlari dinlemekle yetinmis, hemen hemen hiç agzini açmamisti. Ötekileri daha da az taniyordum. Sinan, Adnan Cemgil'in ogluydu. Onu bebekliginde bir kez görmüstüm. Aydinlik'ta bir-iki kez karsilasmistik. Pek yakinlik göstermemisti.'' (1) Sinan, 1970 yili sonunda, Yusuf, Mahir ve Münir tarafindan olusturulan harekete katilma konusunda yapilan öneriyi de geri çevirmistir. Yusuf Küpeli, bu konuda sunlari söylemistir: ''1970 Agustos ayinda ben tahliye olduktan sonra Mahir, ben ve Münir, Sinan Cemgil'i evinde ziyaret ettik. Münir ve Sinan, ayni okuldan iyi arkadas idiler. Benim de Sinan'la bir arkadasligim vardi. Sinan'in Mahir ile arkadasliklari yoktu. Sinan'in evine, birlikte örgütlenme teklifi yapmak için gittik. O, bizi kibarca reddetti. Böyle bir serüvene girmek istemiyordu, düsünceleri farkli idi. O günkü konusmalarina göre, Deniz ve Hüseyin Inan grubu birlikte olmasi da bence olanaksizdi, ama herhalde arkadaslik baglari nedeniyle fazla direnemedi.

_________________
Hepimiz birer Deniz olmalıyız, çünkü; Türkiye’nin Devrime, Devrimin de Devrimciye ve Denizlere ihtiyacı var


En son Okay tarafından Çarş. Şub. 27 2008, 12:04 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ata-genc.forum2.biz
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Hüseyin İnan   C.tesi Ocak 26 2008, 21:41

paylaşıım için teşekkürler hüseyine boşu boşuna dede demiyorlarmış arkadaşlar
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: Hüseyin İnan   Cuma Şub. 29 2008, 14:34

HÜSEYİN İNAN

1- dede miz..zekası ve soğukkanlılığı ile 3e 3 saçmalığında asılan ama susturulamaynların beyni..

2- 6 mayis 1972 de idam edilen devrim sehidi.
1949'da kayseri'nin sarız ilçesine bağlı bozhüyük köyünde doğdu. ilk ve orta okulu sarız'da, liseyi kayseri'de okudu. 1966'da odtü idari bilimler bölümü'ne kayıt oldu. sosyalist fikir klubü(sfk) ve bu derneğin bağlı olduğu dev-genç'e üye oldu. bu arada tip'e de katılarak, bu partinin etkinliklerinde yer aldı. aynı dönemde, gerek istanbul ve ankara, gerek izmir ve diğer yörelerde anti-emperyalist eylemlere katıldı; abd 6.filo'suna yönelik eylem ve mitinglerin içinde bulundu. toprak işgalleri, kırsal yörelerdeki etkinlikler vb. etkinliklere katıldı. 1966-67 öğretim yılında, gerçekleşen odtü hazırlık boykotunun örgütlenmesine önderlik etti. hüseyin inan, 1968'de, tip ve daha sonra mdd içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen gizli ve dar örgüt fikri doğrultusunda çekirdek bir grup oluşturup, kır gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme düşüncesini geliştirmeye çalıştı. ankara, özellikle odtü kökenli olan ve temelini inan'ın attığı grup, daha sonra thko'nun çekirdek kadrosunu oluşturacaktı. aynı yıl idari bilimler fakültesi'nden çıkarılan hüseyin inan, odtü yurtlarında kalmaya devam etti. 14 ekim 1969'da, grubun önemli bir kesimiyle birlikte suriye üzerinden ürdün'e, filistin kurtuluş örgütü(fkö)'nün asıl gücünü oluşturan el fetih kamplarına gitti. burada fkö'nün yanında israil'e karşı savaştı. israil içlerindeki karakol baskınlarında bizzat yer aldı. şubat 1970'de türkiye'ye geri döndüğünde, diyarbakır-antep yolunda bir otobüste yakalandı. diyarbakırda devam eden yargılama sonunda, ekim 1970'de tahliye oldu.
hüseyin inan ankara'ya döndüğünde kafasındaki kır gerillası fikri iyice berraklaşmıştı. benzeri düşünceler taşıyan ve aynı eylem çizgisini benimseyen, başlarında deniz gezmiş'in yer aldığı istanbul grubuyla biraraya gelerek thko'yu kurdu. inan, kitle hareketleri içinde hemen hiç tanınmayan biri olmakla birlikte, örgütleyici niteliği, insanlarla ilişki kurma becerisi ve kararlılığıyla grup içinde sivrilmişti. yasak, sinan cemgil ve cihan alptekin'in de yer aldığı thko'nun tartışmasız lideri haline geldi. daha sonra, yaygınlaşan silahlı eylemlere önderlik etmekle kalmadı, bütün eylemlerin bizzat içerisinde oldu. 29 aralık 1970'de, dev-genç üyelerinden ilker mansuroğlu'nun öldürülmesi üzerine, thko'nun örgüt olarak kendini ortaya koyduğu kavaklıdere polis karakolu'nun kurşunlanması, 1 ocak 1971'de türkiye iş bankası emek şubesi soygunu, amerikan askeri tesislerinin basılarak bir amerikalının kaçırılması ve daha sonra dört amerikalının kaçırılması eylemlerinde gösterdiği gözüpek tavrı ve kararlılığıyla thko'nun varlığında büyük etken oldu.
24 mart 1971'de kayseri'nin pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, yasak ve yusuf arslan'la ankara 1. nolu sıkıyönetim askeri mahkemesi tarafından 9 kasım 1971'de idama mahkum oldu. idamların önlenmesi için gerek meclis'te, gerek kamuoyunda ve gerekse örgüt arkadaşları tarafından çeşitli girişimlerde bulunulmasına rağmen yusuf arslan ve deniz gezmiş'le birlikte 6 mayıs 1972'de idam edildi.

3- eylemlerde deniz gezmis gibi on planda bulunmamakla birlikte davanin beyni oldugu dusunulen fikir adami.

4- idam sırasını bekleyen hüseyin inan son bir sözü olup olmadığını belirten görevliye donuk bir şekilde bakar. ayağındaki ayakkabıları işaret eder. ve ağzından şu sözler dökülür."babam yarın ayağımdaki bu lastik ayakkabıları görünce, oğlumun doğru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş diye üzülecek. ayakkabımı bile giyemeden beni apar topar buraya getirdiler. babama söyleyin, ayakkabım yoktur diye üzülmesin. onlara hediyem olsun."
darağacı kurulur. zavallı cellat onu astığını sanır. film kopar. ama bitmez!

5- idama goturulurken son istegi ise;
"-babama, ayaklarimda lastik ayakkabi var" deyin olmustur.. halbuki yalinayaktir.aslinda asil hedef huseyin'dir. arkasindaki guc deniz ve yusuf'a oranla devlet nazarinda daha endise vericidir.. hem kurt, hemde alevi yaninin olmasi, silahli mucadeleyi daga cikarak surdurme fikri ondan cikmistir.

6- thko'nun teorik anlamdaki önderidir.. yasak ise pratikte ön plana çıkmıştır.. örgütü arka plandan yöneten hüseyin inan'dır.. soyu alevi dede soyundan geldiği için lakabı dede'dir..

7- haksız yere ipe götürülen insan.o dönem düşünceleri fikirleri ve anlayışıyla kendisine dede diye hitap edilen nadir şahsiyet.onun fikirleri yine o dönem hep öndeydi."dağda silahlı mücadele fikri ondan çıkmıştır.


8- mustafa inan'ın oğlu.

9- odtu stadyumundaki devrim yazisinı yazan dört öğrenciden biriydi.

10- dayısının evinde mehmet nakipoglu ile uyurken, aile meclisi toplanmıs babaya anneye telefon acılmıs ve teslim edildigi taktirde cezasının hafifleyecegi inancıyla polise haber verne kararı alınmıstır. hiçbir şeyden haberi olmayan huseyin inan uyandıgı zaman butun akrabaları evin içindedir ve polis evin her tarafını sarmıstır. evin içindeki akrabalarının aglamalarına teslim ol yoksa vuracaklar sizi demelerine ragmen kaçmak istemişyine de bir akraba kadının " beni çigne öyle gec.."feryadına dayanamayarak teslim olmustur. bir aile devlet tarafından böyle kandırılmıs işte... teslim olursa sucu hafifler denmiş , huseyinin teslim edilmesini saglamıs sonra huseyini de yakaladık diye gururlanmıs ve hafifleyen ceza idam cezası olmus.....huseyin'in bir sure ailesine kırgın kalması, kaçıp belki de kurtulma sansı varken pis sırıtıslar karsısında ölüme gitmesi de cabası...

11- ben olur olmadık zamanda bu çocuğu düşünürüm. o kısa sürelik hayatında yaptıklarından, yaşadıklarından çok, asılmadan önce yazmış olduğu son mektubu, ve boynu yağlı ilmiğe geçirildiği zaman söylediği son sözleri aklıma düştükçe içime de bir kor düşer. mektubunda, diğer arkadaşları gibi toplumsal-siyasal mesajlar vermek yerine, o sadece ailesini teselli etmeyi tercih eder. sanki biraz sonra nefes alamıyor olacağını kendine dert ediyor değil de, ailesinin bu durumuna üzüleceğine elemleniyor daha çok...

12- ben olur olmadık zamanda bu çocuğu düşünürüm. o kısa sürelik hayatında yaptıklarından, yaşadıklarından çok, asılmadan önce yazmış olduğu son mektubu, ve boynu yağlı ilmiğe geçirildiği zaman söylediği son sözleri aklıma düştükçe içime de bir kor düşer. mektubunda, diğer arkadaşları gibi toplumsal-siyasal mesajlar vermek yerine, o sadece ailesini teselli etmeyi tercih eder. sanki biraz sonra nefes alamıyor olacağını kendine dert ediyor değil de, ailesinin bu durumuna üzüleceğine elemleniyor daha çok...

ama mektubun onları teselliye yetmeyeceğini anlamış olacak ki bu çabasını darağacındayken de sürdürüyor. babasına, ayağında lastik ayakkabılar olduğunu söylemelerini istemesi de bu yüzden. tabureye çıkmadan önce avukatlarına dönüp söylediği sözler; "hadi eyvallah, şekibe ablaya selam". mektup satırlarındaki :-):-):-):-)netini ölümüne az bir zaman kalmışken dahi sürdürüyor. benim anlamakta çok zorlandığım bir halet-i ruhiye. ne de olsa özal çocuğuyum, onun sahip olduğu maneviyatın, çeyreğinin bende yaşam alanı bulamamış olması bu noktada anlaşılır. ama o bu yönleriyle kendi çağının ve arkadaşlarının bile çok çok ötesinde. bir nazım hikmet ateşliliği yanında, bir şevket süreyya aydemir gibi. hatta victor hugo'nun romantizminin karşısında, kendisini biraz olsun anlayanın yüzüne bir tokat gibi inen katı bir tolstoy gerçekçiliği. bu toplumsal bir gerçekçilikten öte (hatta onun yanında), insanî bir gerçekçiliği içine alıyor. yani bu tutumunda, dostoyevski'nin insanlarına dair de motifler var. tolstoy'un toplumsal gerçekçiliği yanında, dostoyevski'nin beşeri gerçekçiliği; hüseyin inan'ın hamurunu teşkil eden iki unsur.

onbinlerce yıllık insanlık tarihini hüseyin'in yüzünden okumanız mümkün. simasına dikkatli bakın, ve ölmeden önceki son arzusunu* düşünün, yeter.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Okaliptus

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 41
Nerden : Nereye
Kayıt tarihi : 01/03/08

MesajKonu: Geri: Hüseyin İnan   C.tesi Mart 01 2008, 23:18

Akrabamdı, yiğitti. Devlerin korktuğu kişilere kafa tutacak kadar yiğit. Selam olsun..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
deniz_devrim

avatar

Mesaj Sayısı : 33
Nerden : 6 mayıs 1972
Kayıt tarihi : 02/03/08

MesajKonu: Geri: Hüseyin İnan   Paz Mart 02 2008, 23:20

yoldaşım yanlışın var.HÜSEYİNİN babasının adı HIDIR idi.karıştırmışsın.

Hüseyin Yoldaşımın saygısı önünde saygıyla eğiliyorum!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
solcukemalist

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 212
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 03/02/08

MesajKonu: Geri: Hüseyin İnan   Paz Mart 02 2008, 23:26

Okaliptus demiş ki:
Akrabamdı, yiğitti. Devlerin korktuğu kişilere kafa tutacak kadar yiğit. Selam olsun..


dostum ne derece akrabandı bi yakınlık belirtirmisin
belki bilmediğimiz yönlerini de senden öğreniriz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Okaliptus

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 41
Nerden : Nereye
Kayıt tarihi : 01/03/08

MesajKonu: Geri: Hüseyin İnan   Ptsi Mart 03 2008, 19:00

Babaanne tarafındandı.. Onlar Bozüyük, biz ise Çağşak'lıyız.. Babamın kuzeni..
Bence bunlar önemli şeyler değil ama yinede konuşur bilgi fırtınası yaparız Wink
Saygılarımla.. Devrimle kalın..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devrim_özlemi

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 45
Nerden : özgür dünya
Kayıt tarihi : 15/04/08

MesajKonu: Geri: Hüseyin İnan   Salı Nis. 22 2008, 14:55

ne kadar yetenekli ve zeki bir gençmiş onun için traktörden jete her aracı kullanmasını biliyor diyorlar
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Okaliptus

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 41
Nerden : Nereye
Kayıt tarihi : 01/03/08

MesajKonu: Geri: Hüseyin İnan   Çarş. Nis. 30 2008, 23:06

devrim_özlemi demiş ki:
ne kadar yetenekli ve zeki bir gençmiş onun için traktörden jete her aracı kullanmasını biliyor diyorlar

O jet kullanan yoldaş Sinan Cemgil'dir. Helikopter gibi hava araçlarını ustalıkla kullanabiliyormuş.. Ayrıca Mustafa Yalçıner'le bir konuşmamızda söylemişti, 8 dil biliyormuş.. Portekizce'yi 1 gecede çözmüş (:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Hüseyin İnan   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hüseyin İnan
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Saray Pehlivanlığı Mücadelelerinden Kesitler.

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ATA-GENÇ :: DEVRİMCİ BİLGİLER :: Hüseyin İnan-
Buraya geçin: