ATA-GENÇ


 
AnasayfaPortalTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 NAZIM HİKMET

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:48

Nazım Hikmet Şiirleri Burada Paylaşıla bilir...




Sen benim sarhoşluğumsun

Sen benim sarhoşluğumsun
ne ayıldım
ne ayılabilirim
ne ayılmak isterim
başım ağır
dizlerim parçalanmış
üstüm başım çamur içinde
yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:49

SENİ DÜŞÜNMEK
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:49

KIZ ÇOCUĞU

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin,
şeker de yiyebilsinler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:49

YÜRÜMEK

yürümek;
yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
karanlığın gözüne bakarak yürümek..

yürümek;
dost omuz başlarını omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek ..

yürümek;
yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek ..

yürümek;
yürekten gülerekten yürümek ...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:50

Cay Simit ve peynir
basit yaşamak

Basit yaşayacaksın..

Meselâ; susayınca su içecek kadar basit.
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında

Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi;
sevince lafı dolandırmadan söylediğin
“seni seviyorum” gibi

Basit bir öpücük yetecek sana;
basit sıcak bir öpücük.
Ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını

Kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu

El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kâğıdın;
hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın

İki harekette giyiniverecek,
iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman
ve yola çıkman arasında geçen süre;
kısacık olacak, sıcacık kollara dolanman
ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre

Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini

Beklentilerin de basit olacak.
Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana
en ucuz aşk romanını

Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken

Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;
parmakların olacak en kıymetli çatalın.
Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında

Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir
“fa diyez”in mutluluğunu

Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün

“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde
ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.
Tek dereden su getirmen yetecek,
bir “istemiyorum” diyebilmeye

Ne durduğu farketmeyecek abanın altında

Saatin, sadece saati gösterecek;
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.
Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan

Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit..

Çay, simit ve peynirle...

Nazım Hikmet
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:50

sofra

Şu Varna deli etti beni,
divâne etti.
Sofrada domates, yeşil biber, kalkan tavası,
radyoda "Ha uşaklar!" Karadeniz havası,
rakı kadehte aslan sütü, anason,
uy anason kokusu!
Ahbapça, kardeşçe konuşulan dilim...
A be islâh be, islâh be hâlim...
Şu varna deli etti beni
divâne etti...

6 Haziran 1957, Varna
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:50

Kosmosun Kardeşliği Adına

Kosmosda bizden başka düşünen var mı
var
bize benzer mi
bilmiyorum
belki bizden güzeldir
bizona benzer mesela ama çayırdan nazik
belki de akarsuyun şankına benzer
belki çirkindir bizden
karıncaya benzer mesala ama tıraktörden iri
belki de kapı gıcırtısına benzer
belki ne güzeldir bizden ne de çirkin
belki tıpatıp bize benzer
ve yıldızlardan birinde
hangisinde bilmiyorum
yıldızlardan birinde konuşacak elçimiz
hangi dilde bilmiyorum
yıldızlardan birinde konuşacak elçimiz onunla
Tovariş diyecek
söze bu sözle başlayacak biliyorum
Tovariş diyecek
ne üs kurmaya geldim yıldızına
ne petrol ne yemiş imtiyazı istemeğe
Kola-kola satacak da değilim
selamlamaya geldim seni yeryüzü umutları adına,
bedava ekmek ve bedava karanfil adına
mutlu emeklerde mutlu dinlenmeler adına
"Yarin yanağından gayrı her yerde her şeyde hep beraber"
diyebilmek adına
evlerin
yurtların
dünyaların
ve kosmosun kardeşliği adına

13 Nisan 1961, Paris
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:51

BİR CEZAEVİNDE TECRİTTEKİ ADAMIN MEKTUPLARI

Senin adını
kol saatimin kayışına tırnağımla kazıdım.
Malum ya, bulunduğum yerde
ne sapı sedefli bir çakı var,
(bizlere âlâtı-katıa verilmez),
ne de başı bulutlarda bir çınar.
Belki avluda bir ağaç bulunur ama
gökyüzünü başımın üstünde görmek
bana yasak...
Burası benden başka kaç insanın evidir?
Bilmiyorum.
Ben bir başıma onlardan uzağım,
hep birlikte onlar benden uzak.
Bana kendimden başkasıyla konuşmak
yasak.
Ben de kendi kendimle konuşuyorum.
Fakat çok can sıkıcı bulduğumdan sohbetimi
şarkı söylüyorum karıcığım.
Hem, ne dersin,
o berbat, ayarsız sesim
öyle bir dokunuyor ki içime
yüreğim parçalanıyor.
Ve tıpkı o eski
acıklı hikâyelerdeki
yalnayak, karlı yollara düşmüş, yetim bir çocuk gibi bu yürek,
mavi gözleri ıslak
kırmızı, küçücük burnunu çekerek
senin bağrına sokulmak istiyor.
Yüzümü kızartmıyor benim
onun bu an
böyle zayıf
böyle hodbin
böyle sadece insan
oluşu.
Belki bu hâlin
fizyolojik, psikolojik filân izahı vardır.
Belki de sebep buna
bana aylardır
kendi sesimden başka insan sesi duyurmayan
bu demirli pencere
bu toprak testi
bu dört duvardır...

Saat beş, karıcığım.
Dışarda susuzluğu
acayip fısıltısı
toprak damı
ve sonsuzluğun ortasında kımıldanmadan duran
bir sakat ve sıska atıyla,
yani, kederden çıldırtmak için içerdeki adamı
dışarda bütün ustalığı, bütün takım taklavatıyla
ağaçsız boşluğa kıpkızıl inmekte bir bozkır akşamı.

Bugün de apansız gece olacaktır.
Bir ışık dolaşacak yanında sakat, sıska atın.
Ve şimdi karşımda haşin bir erkek ölüsü gibi yatan
bu ümitsiz tabiatın
ağaçsız boşluğuna bir anda yıldızlar dolacaktır.
Yine o malum sonuna erdik demektir işin,
yani bugün de mükellef bir daüssıla için
yine her şey yerli yerinde işte, her şey tamam.
Ben,
ben içerdeki adam
yine mutad hünerimi göstereceğim
ve çocukluk günlerimin ince sazıyla
suzinâk makamından bir şarkı ağzıyla
yine billâhi kahredecek dil-i nâşâdımı
seni böyle uzak,
seni dumanlı, eğri bir aynadan seyreder gibi
kafamın içinde duymak...

II

Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar.
Dışarda, bozkırın üstünde birdenbire
taze toprak kokusu, kuş sesleri ve saire...
Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar,
dışarda bozkırın üstünde pırıltılar...
Ve içerde artık böcekleriyle canlanan kerevet,
suyu donmayan testi
ve sabahları çimentonun üstünde güneş...
Güneş,
artık o her gün öğle vaktine kadar,
bana yakın, benden uzak,
sönerek, ışıldayarak
yürür...
Ve gün ikindiye döner, gölgeler düşer duvarlara,
başlar tutuşmaya demirli pencerenin camı :
dışarda akşam olur,
bulutsuz bir bahar akşamı...
İşte içerde baharın en kötü saati budur asıl.
Velhasıl
o pul pul ışıltılı derisi, ateşten gözleriyle
bilhassa baharda ram eder kendine içerdeki adamı
hürriyet denen ifrit...
Bu bittecrübe sabit, karıcığım,
bittecrübe sabit...

III

Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldanmadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...

NAZIM HİKMET
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:51

MAVİ LİMAN

Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın...

NAZIM HİKMET
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:51

Seviyorum Seni

Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi

Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi

Ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi

Seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi

İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan birşeyler gibi

Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.


Nazım Hikmet Ran
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:51

DOSTLUK

Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.

Gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.

Namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.

O gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanı başımızda kalırsın
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:51

DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:52

VE KADINLAR

Ve kadınlar,
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yasamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:52

Menekşe

Bizde bilirdik yare giderken
Menekşe yollamasını
Ama arkadaşlar açtı
Yedik menekşe parasını
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:52

Gelmiş Dünyanın Dört Bir ucundan

Gelmiş dünyanın dört bir ucundan
Ayrı dilleri konuşur, anlaşırız
Yeşil dallarız dünya ağacından
Gençlik denen bir millet var, ondanız.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:53

Bulut Mu Olsam
Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam

durmuş düşünür.

Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa?..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:53

Tahir İle Zühre Meselesi

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu

ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:53

O Duvar

O duvar
o duvarınız,
vız gelir bize vız!
Bizim kuvvetimizdeki hız,
ne din adamının dumanlı vaadinden,
ne de bir hülyanın gönlü yakışındandır.
O yalnız
tarihin o durdurulmaz akışındandır.
Bize karşı koyanlar,
Karşı koymuş demektir:
Maddede hareketin,
yürüyen cemiyetin
ezeli kanunlarına.
Sükun yok, hareket var
bugün yarına çıkar
yarın bugünü yıkar
ve durmadan akar
akar
akar.
Biz bugünün kahramanı,
yarının
münadisiyiz
Biz durmadan akan,
yıkıp yapan
akışın
çizgilenmiş sesiyiz.
Biz,
adımlarını tarihin akışına uyduran
temelleri çöken emperyalizme vuran,
yarını kuran-
-larız
O duvar,
o duvarınız,
vız gelir bize vız!

1925
Nazım HİKMET
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:53

Sen

sen esirliğim ve hürriyetimsin
çıplak yaz gecesi gibi yanan etimsin
sen memleketimsin

sen ela gözlerinde, yeşil hareler
sen büyük, güzel ve muzaffer
ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan
hasretimsin
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:54

****

kar kesti yolu
oturdum karşına diz üstü
seyrettim yüzünü
gözlerim kapalı



gemiler geçmiyor uçaklar uçmuyor
sen yoktun
karşında duvara dayanmıştım
konuştum konuştum konuştum
ağzımı açmadım


sen yoktun
ellerimle dokundum sana
ellerim yüzümdeydi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:54

Sen sanma ki sanatın
damağında tadı var
acı bir hıyar
lezzeti gibi...

Mısralarımda yok benim
gözyaşlarımın tadı,
Şiirlerim içilmez
ingiliz tuzu gibi

1929
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:54

Bir tanem!
Son mektubunda :
"Başım sızlıyor
yüreğim sersem!"
diyorsun.
"Seni asarlarsa
seni kaybedersem;"
diyorsun;
"yaşıyamam!"
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlılarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgili;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nâzıma!

Ben,
alacakaranlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...
Karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dâva ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanile bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı.
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.

NAZIM HİKMET
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:54

Trafik Memurları

Trafik memurları dikilmiş durur
El kol kımıldar kaşlar çatık
Sopalarının ucunda hürriyetimiz
Trafik memurları dikilip duracak
Sokaktakiler birbirlerini sevmeği öğreninceye kadar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 11:55

Yine Yağmur Üstüne

Serçe kuşları gibi yağmur
Çinko dama serptiğim
Ekmek kırıntılarını
Telâşlı telâşlı, tıkır tıkır.
Serçe kuşları gibi yağmur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Umudun Türküsü

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 23
Kayıt tarihi : 24/02/08

MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   Perş. Şub. 28 2008, 20:05

GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ
Bu bir türkü:-
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü:-
alev bir saç örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
Ben de söyledim o türküyü!

Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
Sıçradık;
şimşekli rüzgâra bindik!.
Kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
Alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!


Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!


Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

İşte:
şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!


Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!


Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neş'emiz sıcak!
kan kadar sıcak,
delikanlıların rüyalarında yanan
o «an»
kadar sıcak!
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
ölülerimizin başlarına basarak
yükseliyoruz
güneşe doğru!

Ölenler
döğüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!


Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!


Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
Haykırdı en önde giden,
emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
Emret ki ölelim
emret!
Güneşi içiyoruz sesinde!
Coşuyoruz,
coşuyor!..
Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!


Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!



Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!

NAZIM HİKMET
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: NAZIM HİKMET   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
NAZIM HİKMET
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ATA-GENÇ :: ŞİİR BÖLÜMÜ :: Şiir Bölümü-
Buraya geçin: