ATA-GENÇ


 
AnasayfaPortalTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Anılarla ATATÜRK

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Anılarla ATATÜRK   Ptsi Şub. 25 2008, 17:28

ANILARLA ATATÜRK
HAPI YUTARDI



Atatürk Galatasaray Lisesi'nde öğrencilerden birine sordu:
-Nil olmasaydı, Mısır ne olurdu?
Öğrenci,çabuk yanıt vermek için boş bulunup:
-Hapı yutardı...dedi.
Bu yanıt Atatürk'ün hoşuna gitti.Öğrenciye on numara verdi.

YURDUMUN TOPRAĞI TEMİZDİR



Kral Edvard İstanbul'a geldiği zaman,yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayına yanaştı.
Atatürk rıhtımda onu bekliyordu.Deniz dalgalıydı.Kralın bindiği motor,inip çıkıyordu.
İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada,eli yere değerek tozlandı.
O sırada Atatürk elini uzatmış bulunuyordu.
Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği zaman Atatürk:
-Yurdumun toprağı temizdir,o elinizi kirletmez,diyerek Kralı elinden tutup rıhtıma çıkardı.

DEVRİM BİR ANDA OLUR YA DA OLMAZ



Atatürk yazı devrimini gerçekleştirmişti.
Yaşlı,genç,kadın,erkek tüm yurttaşlar yeni harfleri öğrenmek için gece gündüz kurslara gidiyorlardı.
Devrimi izleyen iki yıl içinde bir buçuk milyon vatandaş okur yazar olmuştu.
yazı devriminin en dikkate değer yanı,Atatürk'ün bu devrimin yerleşmesinde en ufak bir ihmali bile kabul etmemiş olmasıdır.
Örneğin bazı kimseler kendisine:
-Paşam,ilkokulların ilk sınıflarından itibaren yeni harflerle öğretime başlayalım.
O kuşakla birlikte ortaokulu,liseyi ve üniversiteyi izletelim,diyorlardı.
Atatürk bu görüş ve düşüncelerin hiçbirisine yanaşmadı. -Devrim ya bir anda olur,yada hiç olmaz,dedi.

YAPACAKLARIMDAN SÖZ EDİN



Bir soruşturma dolayısıyla,Atatürk'ün başardığı işlerden Vasıf Çınar söz açmıştı.
Kendisine Sordu:
-Sizin en büyük eseriniz hangisidir?
Atatürk'ün kısa cevabı şu olmuştu:
-Benim yaptığım işler,biri ötekine bağlı gerekli olan işlerdir.Fakat,bana yaptıklarımdan değil,
Yapacaklarımdan söz edin.

BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK



Yazı devriminden sonra(1928),Atatürk'ün kara tahta başındaki resmi görülünce,O'na "başöğretmen" denilmeye başlanmıştı.
Aslında,adlandırmada geç kalınmıştı.
Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonra,bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:
-Yurdu kurtardınız.Şimdi ne yapmak istrerdiniz?
Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti:
-Milli Eğitim Bakanı olarak Türk Kültürünü Yükseltmeye çalışmak,en büyük amacımdır.
Ondan sonra Atatürk nerede görünse,mutlaka orada bir okula girer,öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu.
Birgün Atatürk'ün yolu köy okuluna düştü.Tek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders veriyordu.
Atatürk sınıfa girince,öğretmen kürsüsünü terk etti.
Atatürk:
-Hayır,yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz,dedi.Eğer izin verirseniz,bizde sizden faydalanmak isteriz.Sınıfa girdiği zaman,Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Anılarla ATATÜRK   Ptsi Şub. 25 2008, 17:48

GAZİ PAZAR YERİNDE
Sakarya savaşından sonra idi. Ilık bir güz sabahı. Akşehir'in pazar yeri karınca yuvası gibi kaynıyor. Bin ağızdan bin ses.Bir aralık, ortalıktaki uğultu perde perde sönmeye başlıyor, pazar yerini bir tapınak sessizliği kaplıyor. Yalnız kulaktan kulağa bir fısıltı:

- Gazi gelmiş, gazi.

Bütün gözler bakışlarıyla aynı yöne dönüyor; Gazi, o ölçülü güzel yürüyüşüyle yavaş yavaş ilerlemekte, ara sıra sergilerin önünde durup ilgilenmekte. Belli, alış-verişe çıkmış; ama O, başka bir şey değil yalnız gönül alıyor. Böylece gönül ala ala satıcı kadınların kesimine geliyor.
- Nasılsınız bacılar ?
- Sağ ol Paşam,

Kadınlar Paşalarına özlem dolu gözlerle kana kana seyrederken kendilerini tutamıyorlar:
- Güzel Paşam.
- Yiğit Paşam .
- Yiğitlerin yiğidi Paşam.
Paşa utangaç; bu sevgi haykırışlarını durdurmak için birine soruyor:
- Erin var mı bacım?
- Var Paşam, cephede.
- Ya senin ?
- Kanı helal olsun, benimki Çanakkalede kaldı. Gazi daha sonra soracak, soracak ama yüreği yanıklardan alacağı yanıtların çoğunu şimdiden oranlıyor; Çanakkale'sinden sonra Kafkas'ı, Kanal'ı, Galiçya'sı, İnönü'sü, Sakarya'sı hep sıralanacak, hem de hiç kırgınlık taşımayan, hiç birşey istemeyen, beklemeyen seslerle.

Paşa, gözleri buğulanmış, bir an düşünüyor ve hemen, bu kez, sakin adımlarla, geldiği yana yöneliyor, bir kuyumcunun sergisi önünde durduktan sonra elinde bir avuç yüzükle dönüyor.

O gün pazardan köye dönen bacıların parmakları, Gazi'nin armağan ettiği yüzüklerle süslü, yürekleri yaşantılarının övüncü ile dolu idi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Anılarla ATATÜRK   Ptsi Şub. 25 2008, 17:49

YERE DÜŞEN BARDAKLAR
Az önce küme küme, birbirinden ayrı, birbirinden uzak birer alem yaşayan bahçe halkı ansızın ortak bir topluluk gibi aynı duygunun çevresinde birleşmiş oldu. Atatürk'ün onları öylesine büyülemiş, gönüllerini o denli kaynaştırmıştı. Onun toplayıcı gücü kendini burada da göstermiş.

Oraya boğaziçi mehtabının tadını çıkarmaya gelenlerin gözüne., O'ndan başka her şey ratık görünmez olmuştu. Müzik susmuş, şimdi herkes, okşanan bakışlarla O'na bakıyor, sesini duymak için konuşmasını bekliyor.

Oysa, kendisi buraya birkaç saat kendi kimliğinden ve çevresinden uzak, etkisiz,protokolsuz, sıradan bir yurttaş özgürlüğünü yaşamak için gelmişti.

Bakyı olmuyor. Üstelik eğlencesini bir yana koyan halkın, kendisinden bir şeyler beklediğini de görmekte. Ata bir gence yönelerek bu bekleyişe son veriyor:

- Siz delikanlı, ne iş yapıyorsunuz ?

Delikanlı biraz şaşkın , ama çok mutlu, ayağa kalkıyor:

- Resim yaparım Paşam.

- Güzel. Demek sanatçısınız.. Şimdi bize sanatın ne olduğunu anlatır mısınız ?

Genç, sanatın tanımını yapıyor. Ata toluluğa bakarak:

- Nasıl ? Bu tanımı nasıl buldunuz ?
Diyerek bir konuşma açıyor.

Müzikle uğraştığı başka bir genç kalkıyor, değişik bir tanım yapıyor. Bu akademik konuşma umulandan çok ilgi topluyor, tartışma genelleşiyor, söz isteyenler parmak kaldırıyor. Derken konu değişiyor. Bu kez hukuk ele alınıyor.

Herkes kulak kesilmiş, Atatürk'ün bu konular üzerindeki düşünceleri dinlerken araya beklenmedik bir olay giriyor. Eşi ve çocuklarıyle bir köşede oturan yaşlıca bir efendinin elinden nasılsa bir bardak kurtuluyor ve o sessizlik içnde kulakları irkilten bir gürültü ile yerde parçalanıyor. Herkesin yerici gözleri bu yakışıksızlığı yapanın üzerinde toplanıyor.Adamcağız nerede ise, sakarlığının verdiği utançtan ölecek. Demeye kalmadan ikinci bir şangırtı, bu kez bakışlarını kendi bardağınıda yere bıraktıktan sonra eli henüz havada duran Ata'nın gülen yüzü ve hoşgörülük taşıyan gözleri üzerine çekiyor
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Anılarla ATATÜRK   Ptsi Şub. 25 2008, 17:50

ATATÜRK SÜNNET DÜĞÜNÜNDE
Mehtaplı bir yaz sonu gecesi , Boğaziçi kıyılarını okşarcasına bir motor geçiyordu. İlk geçişi değildi.Onun için herkes o motoru tanır, içinde kimin bulunduğunu bilir, bilindiği için tekne uzaktan görünür görünmez kadın erkek, çoluk çocuk, herkes kıyılara dökülür, yalı pencerelerinden sarkar, çılgınca alkış tutarak "Hoş geldin, yaşa Atatürk!" diye haykırırdı. Sevinç göz yaşlarını da tutamazdı. Atatürk de halkın bu coşkun sevgisini elini sallayarak, kadehini kaldırarak karşılardı.

O gece de öyle olmuştu. Acar motoru önce rumeli yakasını kıyı kıyı geçmiş, sonra Anadolu yakası boyunca geri dönüyordu.

Bir yalının önünden geçilirken, bahçe, sevinçli bir olayı kutlamakta olduğu belli olan bir topluluğun alkışları arasında yalvaran, direnen çağrı haykırışları yükseldi.

Ata, "Yanaşalım."dedi. Böylece, sünnet düğünü olduğu anlaşılan bu derneğe Ata'nın katılması oradakiler için unutulmayacak bir mutluluk oldu. Atatürk çocukları sevdi, analarını babalarını kutladı; ortalığı bir bayram havası kapladı.

Ata bir aralık kalem kağıt alıp yazdığı bir belgeyi çocukların babasına şu sözleri katarak verdi:

- Biz düğününüz olduğunu bilseydik hazırlıklı gelirdik, şimdi çocukları sevindirecek bir şeyimiz yok. Siz yarın bu kağıtla İş bankası'na uğrar, sonra çocuklara bizim adımıza birer armağan alırsınız.

Çocukların babası kağıdı saygı ile eline aldı ve:

- Atam, dedi, alınacak hiçbir armağan sizin imzanızı taşıyan bu kağıt değerince olamaz; izin verin, bunu ailemizin ve çocuklarımın sonsuz bir övüncü olarak saklayalım.

Ata adamın bu ince düşünüşü ve tokgözlülügünden çok daha duygulandı ve şu yanıtı verdi:

- Peki, siz bu kağıdı saklayın, yarın yerine bankaya uğrayın ve çocukları bizim adımıza sevindirin
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Anılarla ATATÜRK   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Anılarla ATATÜRK
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ŞAİR ATATÜRK
» Atatürk'ün Hayatında 19 Sayısının Önemi
» rumeli
» YasEMinİn haYAtI
» ATATüRKE BiRGüN SORARLAR

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ATA-GENÇ :: GAZETE ATATÜRK BÖLÜMÜ TARTIŞMA PLATFORMU :: Atatürk Köşesi-
Buraya geçin: