ATA-GENÇ


 
AnasayfaPortalTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 İSTANBUL' DA EN UZUN HAZİRAN: 1968 - 2

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Okay

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 639
Yaş : 29
Nerden : Samsun
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: İSTANBUL' DA EN UZUN HAZİRAN: 1968 - 2   Perş. Şub. 21 2008, 14:46

Üniversite işgalinin ilk gününde, Rektör Ord. Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli, rektörlük binasını terk etmek istemedi. Sonra, boykot ve işgale öncülük eden öğrencilerden bir heyet onu ziyaret etti. Sonunda Üniversite’yi terk etmeye ikna oldu. Rektör, öğleden sonra Üniversite’den ayrıldı. Rektör ayrılırken ben de Merkez binanın ön bahçesinde idim. Rektörün yanında o zamanlar, öğrenciler arasında tabanı olmayan Tıp Fakültesi Öğrenci Cemiyeti’nin başkanlığını, kongre ve sirküler oyunları ile ele geçiren Nazım Baş (Sonradan fizik tedavi uzmanı, Demokratik Parti milletvekili) da vardı. Güya, Rektör Egeli’yi, etraftan gelecek bir müdahaleye karşı korumaya çalışıyordu. Olayı seyreden öğrenciler de onun bu gayretkeşliğine güldüler. Nazım Baş, cemiyet başkanı olduğu halde, Tıp Fakültesi’ne gelemiyordu. Çünkü öğrenciler arasında tabanı yoktu bu cemiyetin. Nazım Baş, 1970 yılı 14 Mart Tıp Bayramı’nın Fen Fakültesi Konferans salonundaki törenine geldiği zaman öğrenciler tarafından tartaklanarak, oradan kovulmuştu. Haksız yere cemiyet başkanlığını ele geçirmesi öğrencileri kızdırmıştı.



Rektör Egeli’yle görüşmeye giden öğrenciler arasında yasak de vardı. Deniz, Hukuk Fakültesi öğrencisi idi. Daha önce bazı öğrenci olaylarına karışmış olsa da, ilk kez Hukuk Fakültesi ve Üniversite boykot ve işgal hareketinde adını duyurdu. Geceleri nöbet tuttuğu için uykusuz kalıyordu. Bu nedenle gözlerinden rahatsızlanmıştı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlığı’nda, öğrenciler tarafından kurulan ilk yardım odasında, gözlerine, göz damlası damlattırıyordu. Muayene masasına uzandığında, uzun boylu olduğu için, ayakları masanın dışında kalıyordu. Bu görüntü halâ gözlerimin önündedir. Celâl Doğan (Sonradan CHP milletvekili, Gaziantep belediye başkanı) ve Site Yurdu’nda kalan Cavit Kavak (Sonradan ANAP milletvekili, bakan), Cihan Alptekin (Kızıldere’de öldürüldü), Tıp Fakültesi’nden Attila Özdemiroğlu en yakın arkadaşları idiler. Bozkurt Nuhoğlu (Sonradan Avukat, SHP İstanbul il başkanı) ve Kemal Bingöllü (Hukukçu) de Hukuk Fakültesi Boykot ve İşgal Komitesi’ndeydiler. Bozkurt Nuhoğlu, aynı zamanda Hukuk Fakültesi’nden Deniz’in arkadaşı, daha doğrusu, ağabeyi idi.
İşgal sırasında bir gün, yasak, Üniversite Merkez binasının önündeki Atatürk Anıtı’nın çevresinde toplananlara, arkadaşlarının, bu arada Cavit Kavak’ın omuzuna çıkarak bir konuşma yapmıştı. Deniz, kısa ve etkileyici konuşurdu.



1969 yılbaşında, Site Yurdunda kalan arkadaşlarımızla saat 24.oo’den sonra TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı) ‘nın Tünel’deki merkezine gitmiştik. O sırada, yasak de orada idi. Fakat polis tarafından arandığı için bir odada oturuyor, ortaya çıkmıyordu. TMGT Genel Başkanı Kâzım Kolcuoğlu (Şimdi İstanbul Barosu başkanı) ile, oraya Site Yurdu’ndan beraber geldiğimiz arkadaşlardan Attila Özdemiroğlu arasında bir tartışma çıkınca Deniz, duruma müdahale edip yatıştırmak için ortaya çıktı ve ortamı yatıştırdı. yasak, Üniversite işgali’nden sonra Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB) adlı bir öğrenci kuruluşunu hayata geçirdi. Deniz Gezmiş’in kısa yaşamı üzerine bir çok yayın yapılmıştır. Deniz, doğrularıyla, yanlışlarıyla, ama daha çok cesareti, dürüstlüğü ve vatanseverliği ile 68 Kuşağı’nın sembolü olmuştur. Onun da sık sık dile getirdiği gibi, 68 Kuşağı insan öldürmemiştir. Başkaları 68 Kuşağı’ndan bir çok kişiyi öldürmüştür.
İstanbul Tıp Fakültesi Boykot Komitesi’nin bazı üyeleri dekanlıkta toplantı halinde ( Soldan sağa: Halil Değertekin, Abdullah Servet, Attila Özdemiroğlu, Hasan Ketenci, Nazmi Saltık, Aziz Ongun. Haziran 1968)




ÜNİVERSİTE İŞGALİ KALDIRILIYOR
İstanbul Üniversitesi’nde işgal başladıktan birkaç gün sonra Üniversite merkez binası ve Eczacılık Fakültesi arasındaki yola zırhlı bir askeri birlik yerleştirildi. Öğrenciler arasında, bu birliğin Üniversite’yi boşaltmak için harekete geçeceği söylentisi yayıldı. Bu sırada, Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de işgal hareketleri tartışılıyordu. CHP lideri İsmet İnönü, İktidardaki Adalet Partisi ve Başbakan Süleyman Demirel’in öğrencileri suçlayıcı tavırlarına karşı gelmiş ve o meşhur sözünü söylemiştir:



” Boykot ve İşgal Aynı Şeydir.”
Ankara’da, hükümetin tavizsiz tutumu ve İnönü’nün telaşı, eğer işgal sürerse kötü şeylerin olacağı, kan akıtılacağı yönünde gelişmeleri işaret ediyordu. Toplum olayları ile ilgili toplum polisi varken, Üniversite çevresine askeri birlik konuşlandırmanın anlamı neydi? İşte, İsmet İnönü, böyle bir faciayı önlemek için yukarıdaki sözleri söylemiş, öğrencilere sahip çıkmış ve iktidara, her şeyi bildiğini ima etmişti. Bu arada öğrenciler de durumun farkında ve sağduyulu davranmaları gerektiğinin bilincindeydiler.
21 Haziran 1968 günü Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde öğrenci olayları üzerine bir genel görüşme yapıldı. Muhalefette bulunan Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye İşçi Partisi ve Güven Partisi gençlerin haklı olduğunu ileri sürerken iktidardaki Adalet Partisi ve Başbakan Süleyman Demirel, yaptığı konuşmada, komünizm edebiyatıyla gençleri eleştirdi.
İstanbul’da, 26 Haziran 1968 tarihinde yapılan Üniversite Senatosu toplantısında, öğrenci isteklerinin çoğu kabul edildi ve işgalin kaldırılması kararlaştırıldı. Öğrenciler, işgal ettikleri birimleri süpürüp temizledikten sonra Üniversite’den çekildiler; 27 Haziran 1968 günü, İstanbul Üniversitesi tekrar açıldı. Yeni imtihan tarihleri tesbit edildi.
İşgal sırasında öğrenciler, Üniversite taşınmaz ve taşınır mallarını çok iyi korumuşlardır. Hiçbir eşyaya zarar vermediler. Zaten işgal sırasında, değerli eşya bulunan bölümleri kilitli tuttular. Bu durumu bizzat gözlemlediğim için, halâ, o günün öğrencilerini suçlamaya devam edenlerin yalan söylediklerini belirtmeden geçemeyeceğim. Bir diğer konu da, boykot öncülerinin tembel öğrenciler olduğu gibi saçma savların ileriye sürülmesidir. Unutmayalım ki, öğrencilerin isteklerinin başında yabancı dil öğreniminin ciddiyetle ele alınması, derslerin daha sıkı ve uygulamalı yapılması geliyordu. O günün yazılı belgeleri ortadadır ve söylediklerimizi doğrular. Yukarıda da görüldüğü gibi, Tıp Fakültesi Boykot Komitesi üyelerinin çoğu kendi alanlarında Türkiye’nin tanınmış hekimlerindendirler. Bu satırların yazarı dahil, altısı yurt dışında uzmanlık çalışmalarını tamamlamıştır.
Bu yazıda, yalnızca tanık olduğum olayların satırbaşlarına değinebildim. Ayrıntılar ve yorumlar başka bağlamlarda ele alınabilir. Yalnız kamuoyunun şunu bilmesini isterim ki; o yıllarda, 1968 kuşağı ne yapmışsa, daha özgür ve daha mutlu bir toplum için, çağdaş bir Türkiye için yapmıştır. Bu yolda, bazıları canını vermiş, bazıları sakat kalmış, bir çoğu da kişisel geleceğini yok etmiştir. Bugün, sayıları az da olsa, dün söylediklerinin tam tersini söyleyen ve yapan 68’li dönekler de vardır aramızda. Onlar, bu kuşağın yüz karası olarak kalacaklardır.
Dün olduğu gibi bugün de, Türkiye’yi, her fırsatta daha geriye götürmek ve Cumhuriyet’in kazanımlarını yok etmek için çalışanlar vardır. Yollarında her gün biraz daha ilerliyorlar. Çünkü, karşılarında “1968 Kuşağı” gibi bir gençlik artık yok.

_________________
Hepimiz birer Deniz olmalıyız, çünkü; Türkiye’nin Devrime, Devrimin de Devrimciye ve Denizlere ihtiyacı var
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ata-genc.forum2.biz
 
İSTANBUL' DA EN UZUN HAZİRAN: 1968 - 2
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Hazır Binlerce Şeffaf Clan SymBol İsteyen İçeri..
» Sayfanıza animasyonlu yazı hazırlama
» Hakkı Bulut - Ah İstanbul - Nerden Bilsinler\ 45 MB
» bayanlara uzun tunik modeller.netten
» Hazır İndexler 1

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ATA-GENÇ :: DEVRİMCİ BİLGİLER :: '68 Kuşağı-
Buraya geçin: