ATA-GENÇ


 
AnasayfaPortalTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 '68 Gençlik Hareketi Üzerine

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Okay

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 639
Yaş : 29
Nerden : Samsun
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: '68 Gençlik Hareketi Üzerine   Perş. Şub. 21 2008, 14:26

Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,
dalga dalga aydınlık oldular,
yürüdüler karanlığın üstüne.
Meydanları zaptettiler yine.

Beyazıt'ta şehit düşen
silkinip kalktı kabrinden,
ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını
yıktı Şahmeran'ın mağarasını.

Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.

NAZIM HİKMET

‘68 dönemi, Türkiye devrimci gençlik hareketinde bir dönüm noktasını ifade etmektedir. Özellikle ‘65 yılına kadar düzen içi çatışmalarda bir taraf haline getirilmiş olan gençlik mücadelesi, bu tarihten sonra düzenden köklü bir kopuş süreci içerisine girmiş, devrimci bir temele oturarak bir daha geri dönmemecesine düzen içi bir unsur olmaktan çıkmıştır. ‘65-’80 dönemine damgasını vuran gençlik hareketi, tam da bu nedenden ötürü düzenin tüm saldırılarının ve baskılarının hedefi olmuştur. Ancak ‘60’larda atılan adımlar ve yakılan anti-emperyalist mücadele ateşi, bağrından Türkiye devrimci hareketini çıkararak Türkiye devrim tarihindeki önemli bir kesiti oluşturmuştur.
Gençlik ‘68’e kadar kitlesel temellerde birkaç kez hareketlenmişti. Ancak bu hareketlilikler, özellikle ‘60’ların başlarına kadar burjuva düzen içi hesaplaşmalarında bir araç olarak kullanılmıştır. ‘50’lerle birlikte yeni bir gelişme temposu kazanan Türkiye kapitalizmi, böylece sosyal planda emek-sermaye kutuplaşmasını da geliştirdi, yaydı ve derinleştirdi. Kırda geleneksel ilişkilerin çözülmesinin ve kentlerde sanayinin gelişmenin bir sonucu olarak sosyal çelişkiler gelişti ve keskinleşti. Bu temel üzerinde kırda köylü hareketlenmeleri ve şehirlerde ise işçi eylemleri başgösterdi.
Bu iktisadi gelişimin bir yanını da, Türkiye kapitalizminin emperyalizme kölece bağımlılık ilişkileri içerisinde dünya emperyalist kapitalist sistemi ile daha güçlü temellerde bütünleşme çabası oluşturmaktaydı. Emperyalizmle kurulan kölelik ilişkisi, Kore’de vurucu güç olarak Türk askerlerinin kullanılması, ülkenin bir uçtan diğerine emperyalist sömürüye açılmış olması, Türkiye topraklarının baştan başa emperyalist üs ve tesislerle donatılması, tüm toplum çapında henüz geri ulusalcı bir çerçevede de olsa emperyalizme karşı bir öfkenin gelişmesini hızlandırmaktaydı.
Genel toplumsal uyanışın büyümesi ve ‘61 Anayasası’nın yarattığı düzen sınırlarındaki ‘özgürlük’ ortamı, bu döneme kadar sınırları burjuva muhalefet ekseninin dışına çıkmamış olan gençlik hareketinin gelişimini hızlandırdı. Gençlik bu dönemde adım adım kapitalist sömürüye ve emperyalizme karşı mücadele alanına kaydı; kısmen de olsa Kemalizm ve ordu savunuculuğunun dışına çıkarak sola ve sosyalizme yöneldi. Boykotlar, işgaller ve sokak gösterileri ile mücadeleye atıldı, işçi ve köylü hareketleri yakınlaştı.
Batı Avrupa’da gelişen sınıf ve öğrenci hareketi, Büyük Çin Kültür Devrimi, Küba Devrimi ve ABD emperyalizminin saldırılarına karşı tüm dünyada yankılanan Vietnam direnişi, ‘60’larla beraber gelişecek öğrenci hareketini etkileyen dış etkenler olarak sıralanabilir. Özellikle Filistin’de ortaya konulan direniş, tüm Ortadoğu’yu olduğu gibi başta gençlik olmak üzere Türkiye’deki toplumsal muhalefeti bir bütün olarak derinden etkilemişti.
Ülke ve dünyada yaşanan bu değişiklikler, gençlik hareketinde de köklü bir değişimi mayalıyordu. Bu gelişme, Türkiye İşçi Partisi’ni (TİP) doğurdu. TİP, o döneme kadar burjuva muhalefetinin yedeğinde bulunan birçok ilerici kesimi hızla çatısı altında toplamaya başladı. İlerici sendikacılardan aydınlara, Kürt demokratlarından ilerici öğrencilere kadar sosyalizme ilgi duyan birçok kesimden TİP’e bir akış gerçekleşti.
Bunun bir parçası olarak o zamana kadar TMTF, Milli Türk Talebe Birliği vb. yasal derneklerle kendini ifade eden gençlik hareketinden önemli bir kopuş başlamış oldu. Gençlik hareketinin ileri unsurları bu örgütlerden koparak Fikir Kulüpleri Federasyonu’nu (FKF) oluşturdu. Tümüyle TİP üyeleri ve sempatizanları tarafından kurulan bu örgüt, ‘68 devrimci gençlik hareketinin yolunu açan en önemli gençlik örgütlenmesidir. FKF’nin kurulması, öğrenci gençliğin en ileri unsurları şahsında hızla sahiplenilmesi, gençliğin sosyalist mücadeleye artan ilgisinin belirgin bir ifadesiydi.

İşgaller Başlıyor!.
Mayıs ‘68’de Fransa’da patlak veren ve Batı Avrupa’yı kasıp kavurmaya başlayan sınıf ve öğrenci hareketi, Türkiye’de o döneme kadar mayalanan gençlik hareketine görülmemiş bir itilim kazandırdı. ‘68 döneminin yolunu açan ilk öğrenci eylemi, 10 Haziran 1968’de Ankara Üniversitesi DTCF’de yapılmıştı. Üniversite reformu talebi ile başlayan bu boykot, hızla Hukuk ve Fen fakültelerine sıçradı. Ardından aynı taleple İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi boykota katıldı. Ancak boykot, hızlı bir şekilde üniversite işgaline dönüşmeye başladı. FKF’nin bir süre çekimser kalmasından sonra desteklediği boykot, kısa sürede tüm İstanbul’a yayıldı. İstanbul Üniversitesi’nin tüm fakülteleri işgal edildi. Öğrenciler tarafından üniversite reformu talebi ile başlatılan bu işgal hareketi, kısa bir sürede akademik alandaki hiyerarşinin çelişkilerini su yüzüne çıkararak, ast akademik kadronun da işgale destek olmasını sağladı.
Bu hareketliliğin en büyük başarısı devlete bağlı öğrenci derneklerinin aşılarak, tümüyle hareket içinden ve aşağıdan yukarıya doğru gelişen öğrenci hareketinin doğal önderlikleri tarafından örgütlenmesi olmuştur. İşgal, başlamasıyla beraber fakülte işgal komiteleri ile eylem yerellere taşınmış ve bu komitelerin doğal öncülerinin oluşturduğu İşgal Konseyi’nde merkezileşmiştir. Bunun yanında işgal savunma birlikleri oluşturularak işgal güvenliği sağlanmış ve üniversite içerisindeki hoparlörlerden ve radyolardan, işgalin durumu ve talepleri ile ilgili bilgiler sürekli öğrencilere taşınmıştır.
İstanbul Üniversitesi Rektörü Ekrem Şerif Egeli, Abdi İpekçi’nin düzenlediği bir radyo programında, İstanbul’daki işgali yöneten İşgal Komiteleri Konseyi ile görüşmeyi kabul etti. Ve konseyin rektörlüğe hazırladığı reform taslağını sunması sonucu, başladıktan 3 hafta sonra İstanbul Üniversitesi işgali kaldırılmış oldu. Büyük İşgal olarak adlandırılan bu süreç, sonrasında adları çokça duyulacak yasak, Mahir Çayan gibi kitle önderlerini yaratarak sonlanmış ve sonraki sürecin ilk kıvılcımı haline gelmiştir.

6. Filo’ya Karşı Dolmabahçe Direnişi
Tıpkı üniversite işgallerinde olduğu gibi 6. Filo’nun İstanbul’a gelişi de sonuçları önceden kimse tarafından kestirilemeyecek olan anti-emperyalist mücadelenin fitilini ateşleyecekti. ‘67’den sonra İstanbul’a her gelişinde çeşitli eylemler ile karşılanan 6. Filo’ya karşı bu sefer ne yapılacağının tartışılması için İTÜ Gümüşsuyu Kampüsü’nde devrimci öğrenci grupları tarafından bir toplantı yapıldı. Haziran işgallerinde eli kolu bağlı kalan polis, toplantı dağıldıktan sonra, Taksim Meydanı’nda, öğrenci önderlerine büyük bir hınçla saldırarak, onları gözaltına aldı.
Bu durumu protesto etmek için Dolmabahçe’deki bayrak öğrenciler tarafından yarıya indirildi. Ancak İTÜ ve çevresi polis işgali altındaydı. Gözaltından sonra çeşitli aralıklarla öğrencilerle polis arasında kısa çatışmalar yaşanmaktaydı. 17 Temmuz 1968 günü İTÜ Rektörlüğü bir açıklama yaparak yurdun kendilerine bağlı olmadığını duyurdu. Bunun üzerine hiç vakit kaybetmeden Talebe Birliği’nin merkezi konumundaki öğrenci yurduna giren yüzlerce polis, yurdu darmadağın edip, önüne çıkan öğrencileri hastanelik edinceye kadar dövdü. Bu baskın sırasında 30 öğrenci tutuklandı.
Hastaneye kaldırılan öğrencilerden Vedat Demircioğlu’nun pencereden aşağıya atılması sonrası komaya girmesi, devrimci öğrencilerde derin bir öfke ve nefret oluşturdu. Öğrenciler bu baskın sonrasında geniş kitleler halinde İTÜ önünde toplanmaya başladılar. Taksim Meydanı’na yapılan yürüyüş sonrasında, devrimci öğrenciler yürüyüşün Dolmabahçe’ye kadar sürdürülmesini anlatan coşkulu bir konuşma yaptılar Bu konuşmalar sonucunda binlerce öğrenci sloganlarla Dolmabahçe’ye akmaya başladı. Militan ve coşkulu öğrenci kitlesinin karşısına çıkmaktan çekinen polis Dolmabahçe’yi boşalttı. Böylece binlerce öğrenci botlarına binip kaçmaya çalışan ABD askerlerini döverek denize döktü.
Vedat Demircioğlu’nun ölüm haberi üzerine öğrenciler valiliğe doğru yürüyüşe geçti. Az bir mesafe kala polis barikatı ile karşılaşan öğrencilerin barikata yüklenmesi sonucu saatlerce süren bir sokak çatışması meydana geldi. Ertesi gün, Vedat Demircioğlu’nun cenazesini alamayan devrimci öğrenciler sembolik bir tabutla yürüyüşe geçtiler. Binlerce öğrencinin katıldığı bu yürüyüşe polisin saldırması sonucunda yine saatlerce süren çatışmalar meydana geldi.
ABD finansmanı ile ABD sanayi ve teknolojisinin gerektirdiği işgücünü yetiştirmek için kurulmuş olan ODTÜ, özellikle İstanbul’daki anti-emperyalist eylemler ve üniversite reformu, işgal ve boykotları sırasında sessiz kalmıştı. Üniversite reformu eylemleri sürecinde reform taslağının birçok somut isteğine sahip olan ayrıcalıklı ODTÜ öğrencileri bu sürecin dışında kalmışlardı. Ancak bu ODTÜ öğrencilerinin de diğer üniversitelerde yaşanmayan “mütevelli heyeti” ve Amerikan eğitim sistemi gibi sorunları bulunmaktaydı. İşte bu sorunlardan yola çıkarak hiç beklenmeyen bir anda ODTÜ de genel devrimci gençlik hareketinin girdabına girdi.
ODTÜ öğrencileri, 10 Ekim 1968’de sosyal demokratların elinde olan Öğrenci Birliği’ne rağmen örgütledikleri forumda boykot kararı alırlar. Boykot, ODTÜ’ye özgü iki temel taleple başlatılmıştı: ABD eğitim sistemine son, öğrenciler yönetime katılsın!
Hızla tüm ODTÜ’ye yayılan bu boykotla beraber ABD’nin kültür kalesi çatlamaya başlamıştı. ABD kültürünün gençlik içerisine sorunsuzca yayılacağı düşünülen bir kale, devrimci gençlerin darbeleri ile yıkılmış oldu. Boykotun en büyük başarısı ise buydu.
1968’de Vietnam’da görev almış ve katıldığı kirli operasyonlarla tanınmış CIA şefi Robert Kommer’in Türkiye Büyükelçisi olarak atanması, anti-emperyalist çevrelerde sarsıcı bir etki oluşturdu. Tüm sol basın Vietnam kasabı Kommer’e karşı mücadele çağrısı yaparken, Kommer’in İstanbul’a ineceği haberini alan öğrenciler, havaalanına giderek içerisinde Kommer’in olduğunu düşündükleri uçağı taşlamaya başladılar. Bu eylem üzerine aralarında Deniz Gezmiş’in de bulunduğu bir grup devrimci tutuklandı.
Kommer’in İstanbul’a inişi ile başlayan gösteriler, Ankara’ya inişinde de devam etti. İstanbul Yeşilköy Havaalanı’ndaki anti-emperyalist karşılamayı haber alan öğrenciler, Ankara’da da benzer bir eylem düzenlediler. Havaalanından polis zoru ile çıkartılan öğrenciler, gece boyunca Ankara sokaklarındaki ABD’ye ve Amerikalılar’a ait tüm yerlere saldırdılar. Bu eylemler sırasında birçok öğrenci tutuklandı.
Tüm toplumun nefretini kazanmış bulunan ve Vietnamlı devrimcilerin Honço (kasap) olarak adlandırdıkları Kommer, rektörlük tarafından ODTÜ’ye davet edildi. ODTÜ öğrencileri, daha birkaç gün önce havaalanında eylemle karşıladıkları Kommer’in üniversitelerine gelecek olmasını derin bir öfke ile karşıladılar. Kommer’in üniversiteye geldiğini haber alan öğrenciler, geniş kitleler halinde rektörlüğün önünde toplandılar. Üzerinde ABD forsu bulunan Kommer’in arabası ABD ve rektörlük karşıtı sloganlarla ters çevrilerek, ateşe verildi. ODTÜ öğrencileri, itfaiyenin arabayı söndürmesine izin vermediler. Bu olay devlet cephesinden ABD eğitiminin yaygınlaşması için kurulan bir kurumda meydana gelmiş olması nedeni ile şok etkisi yaratırken, gençlik hareketi açısından ise ABD çıkarlarına karşı kitlesel şiddetin başlangıcını oluşturmuştu.
Bu eylem sonrası rektörlüğün ODTÜ’yü kapatmaya karar vermesi öğrencilerin tepkisine neden oldu. Bunun üzerine bir direniş komitesi kurularak, okulu ve yurtları terketmeme eylemi başlatılması kararlaştırıldı. Bu sırada öğrenci önderlerinin mahkemeye yaptığı “okulu tatil” kararına yönelik iptal başvurusunun kabul edilmesi üzerine, ODTÜ anti-emperyalist gençlik hareketinin merkez üssü haline geldi ve büyük bir prestij kazandı.

_________________
Hepimiz birer Deniz olmalıyız, çünkü; Türkiye’nin Devrime, Devrimin de Devrimciye ve Denizlere ihtiyacı var
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ata-genc.forum2.biz
Ekhidna

avatar

Mesaj Sayısı : 136
Kayıt tarihi : 25/01/08

MesajKonu: Geri: '68 Gençlik Hareketi Üzerine   Paz Mayıs 04 2008, 21:08

Nereye yazacağımı bilemedim, buraya yazayım dedim..
6 mayıs salı akşamı ULUSAL TV'de 68 kuşağı ile ilgili bir program yayımlanacak.. Cumhuriyet Gazetesi'nde, Mustafa Balbay da Deniz Gezmiş ile ilgili Halit Çelenk ile yaptığı röportajı okuyucularına sunacak.. Duyurulur..

_________________
Günün denizde geçti
Bir tutam olsun kokusundan
Alıp da evine götürdün mü?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
caner

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 208
Kayıt tarihi : 30/04/08

MesajKonu: Geri: '68 Gençlik Hareketi Üzerine   Ptsi Mayıs 05 2008, 22:35

cumhuriyet gazetes,ini okula gitmeden alıcam tenefüste çayımı alıcam oturup gazetemi okuyucam Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
caner

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 208
Kayıt tarihi : 30/04/08

MesajKonu: Geri: '68 Gençlik Hareketi Üzerine   Ptsi Mayıs 05 2008, 22:36

bu arada nazımın o şiiri adnan menderese muhalif üniversiteli gençlerin öldürülmesi üzerine yazılmıştır Very Happy dönem ödevimi nazım hikmet üzerine yaptımda
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: '68 Gençlik Hareketi Üzerine   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
'68 Gençlik Hareketi Üzerine
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» gençkız rüyası...
» Troçkizm Üzerine
» MIXKRAFTLA ALTYAPI ÜSTÜNE KAYIT YAPMA RESIMLI ANLATIM
» MESLEK SEÇİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
» Kılıçarslan`da Halk Eğitim Kursu Sonunda Kuaför Olan Gençler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ATA-GENÇ :: DEVRİMCİ BİLGİLER :: '68 Kuşağı-
Buraya geçin: