ATA-GENÇ


 
AnasayfaPortalTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Okay

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 639
Yaş : 29
Nerden : Samsun
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 12:20

esirgemem sözümü çıkıp gelse de ölüm
geri götüremez adımlarımı
ve yıldıramaz hiçbirsey, gülüm
ne dikenler bıraktım ardıda ne dikenler
ki uçları hala kanıyor ayaklarımda,
oysa karanfiller ekmiştim yollara,
aşk ile mızrap vurup sevdalı sazıma,
kavgamı türkülemiştim, yarın bakışlı çocuklara
ve semahlar dönmüştüm turnalar gibi hak aşkına halk aşkına,
kim söyleyebilir öldüğümü kim,
siz türkü gibi dağılırken dağ yollarına
ve toprak gibi yeşerirken memleketim,
kim söyleyebilir solduğumu kim...
BEN ÖLMEDİM Kİ......

Denizlerin dalgasıyım
Ben halkımın kavgasıyım
Yarınların sevdasıyım
YENİLMEDİM Kİ.....

- Alıntıdır -
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ata-genc.forum2.biz
Okay

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 639
Yaş : 29
Nerden : Samsun
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 12:23

En uzun koşuysa elbet Türkiyede de Devrim,
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak ...
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, AŞK olsun!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ata-genc.forum2.biz
Okay

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 639
Yaş : 29
Nerden : Samsun
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 12:25

İşte geldik gidiyoruz
Hoşçakal kardeşim deniz
Biraz çakılından aldık
Hoşçakal kardeşim deniz
Biraz masmavi tuzundan
Hoşçakal kardeşim deniz
Sonsuzluğundan birazcık
Hoşçakal kardeşim deniz
Birazcıkta kederinden
Hoşçakal kardeşim deniz
Birşeyler anlattın bize
Hoşçakal kardeşim deniz
Denizliğin kaderinden
Hoşçakal kardeşim deniz

Biraz daha umutluyuz!
Hoşçakal kardeşim deniz
Biraz daha adam olduk
Hoşçakal kardeşim deniz
İşte geldik gidiyoruz
Hoşçakal kardeşim deniz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ata-genc.forum2.biz
Okay

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 639
Yaş : 29
Nerden : Samsun
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 12:34

Deniz olmanın anlamı, tespit yapmak değil, devrim yapmaktır.

Deniz olmanın anlamı, bayrağı dik tutmaktır.

Deniz’i okuyan, Deniz’i tanıyan, Deniz’i anmaya çalışan herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekir:

“Deniz olabilecek miyim?”

Deniz olmayı hedeflemedikten sonra Deniz’i okumanın ne anlamı vardır ki?

Öyleyse soruyoruz:

Deniz olabilecek miyiz?

Soldan sağa, sağdan sola sallayabilecek miyiz bayrağı?

Bayram yerine gider gibi gidebilecek miyiz darağacına?

Devrimciliğimizin olanca sıcaklığıyla kucaklayabilecek miyiz sevdiklerimizi?

Sayımızın azlığına...

Düşmanın çokluğuna...

Bakmadan... Bıkmadan... Usanmadan... Yılmadan... Yorulmadan...

Önümüze çıkan bütün düşmanların hakkından gelebilecek miyiz?

Yaşımız ne olursa olsun ülkemizin bağımsızlığına kendimizi feda edebilecek miyiz?

Deniz’i yitirişimizin 35. yılında bu sorular güncelliğini çok daha fazla koruyor.

Erkin kardeşimin dediği gibi:

“Deniz olmak kolay değildir; ama Deniz olmadan da vatanı yaşatmak mümkün değildir.”

Vatanı yaşatmayı kafasına koyanlar sadece ve sadece damarlarındaki asil kana inansınlar yeter...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ata-genc.forum2.biz
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 17:17

bana bu şarkı deniz Şafak Türküsü - Ahmet Kaya

Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.
Kaç zamandır yüzün traşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim kulağım kirişte
Ölümü özledim anne.
Yaşamak isterseken delice
Ah.. verebilseydim keşke
Yüreği avcunda koşan herbir anneye
Tepeden tırnağa oğula
Ve kıza kesmiş
Bir ülkeye armağan
Düşlerimle sınırsız
Diretmişliğimle genç
Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma
Usulca acı verdi yanağımda tomurcuk
Pir sultan'ı düşün anne, şeyh bedretinn'i
Börklüce'yi, torlak kemal'i
Insanları düşün anne
Düşün ki yüreğin sallansın
Düşün ki o an güzel günlere inanan
Mutlu bir yusufcuk havalansın
Yani benim güzel annem
Ala şafağında ülkemin yıldız uçurmak varken
Oturup yıldızlar icinde kendi buruk kanımı içtim
Ne garip duygu şu ölmek
Öptüğüm kızlar geliyor aklıma
Bir açıklaması vardır elbet giderken dar ağacına
Geride masa üstünde boynu bükük
Kaldı kağıt kalem.
Bağışlar beni güzel annem
Oğul tadında bir mektup yazamadım diye
Kızma bana.
Elleri değsin istemedim
Gözleri değsin istemedim
Ağlayıp kokluyacaktın
Belki bir ömür taşıyacaktın koynunda.
Yaşamak ağrısı asıldı boynumda
Oysa türkü tadında yaşamak isterdim
Ölmek ne garip şey anne
Bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı
Sedef kakmalı bir kutu içinde
Vermek isterdim çocukların ellerine
Sonra, sonra benim güzel annem
Damdan düşer gibi vurulmak isterdim bir kıza
Gecenin kıyısında durmuşum
Kefenin cebi yok
Koynuma yıldız doldurmuşum
Koşun çocuklar koşun
Sabah üstüme üstüme geliyor
Kısacası güzel annem
Bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
Gülmek umud etmek özlemek
Ya da mektup beklemek
Gözleri yatırıp ıraklara.
Ölmek ne garip anne
Artik duvarlari kanatırcasına tırnağımla
Şaşkin umutlu şiirler yazamıyacağım
Mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamıyacağım
Baba olamıyacağım örneğin
Toprak olmak ne garip şey anne.
Uçurumlar ki sende büyür
Dagdır ki sende göçer
Ben bayram derim çiçek derim
Çam diplerine açmış kanatlarını kozalak derim
Gül yanaklı çocuğa benzer
Yinede oğlunu yitirmek ne garip şey anne
Her kavgada ölen benim
Bayrak tutan çarpışan
Her kadın toprağı tırnaklıyarak
Doğurur beni
Özlem benim kavga benim aşk benim
Bekle beni anne.
Bir sabah çıkagelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapıyı
Adı başka sesi başka
Nice yaşıtım
Koynunda çiçekler
Çicekler içinde yeni bir ülke getirirler.
bana bu türkü deniz gezmişi anımsatıyor onun için ekledim umarım beğenirsiniz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 17:25

şarkışlaya düşürmesin oy
allah sevdiği kulunu oy
gemerekte çevirmişler deniz gezmşin yolunu
gemerekte çevirmişler deniz gezmişin yolunu
gece elmalıda kalmış oy
hamamcı aliyi sormuş oy
uzatmalı itin biri yusufu gaflette vurmuş
uzatmalı itin biri yusufu gaflette vurmuş
nolayıdım nolayıdım oy
okur yazar olayımdım oy
yusuf mahkemeye düşmüş avukatı ben olaydım
deniz mahkemeye düşmüş avukatı ben olaydım
grup yorum
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 17:32

nerde kendini bilmez çocuklar
bir sabah öylece çekip gittiler
çınladı alkışlar kör sokaklarda
yankısı kime kaldı
deniz koydum adını kederi bende kaldı
uzak köyler kurdum birbirine denizine aldandım
gecenin surlarında ateşler yaktık
vuruldu şehirler soluksuz kaldık
kendine çekildi bütün zamanlar
gölgeler orda kaldı
deniz koydum adını kederi bende kaldı
uzak köylerkurdum birbirine denizine aldandım
grup yorum
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 17:36

açlığın
çıplaklığın acısı mı genişliyor
dalları
meyvaya çağıran rüzgâr mı

dalgın bir kuşun ötüşünden
sevdiğinin kalbine düşen âşık mı
yağmuru emen toprak mı derinleşiyor

yas mı tutmalıyım onurlu ölüme
halkın gözlerini dolduran çizgilere
umudu mu çağırmalıyım

ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
sıcak titreyişi varlığını hayata adamışların
gidiyor
öfkenin haykırışları
yasalarıyla gidiyor kahredişin
zulmün ve iğrençliğin buyruklarıyla gidiyor
toprağa düşen bakımsız yapraklar gibi değil
azarlanmış çocukların kederiyle değil
doğuşun ve sevmenin feryadıyla gidiyor
ölümü donatan arkadaşlarım

ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
durutarak gündüzleri geceleri
durutarak adanmışlığı, mertliği, yüceliği
damıtıp sevdalarına
neferi toprağa aşılamaya gidiyor arkadaşlarım

bulutlar da hafif mi kar taneleri kadar
özgürlüğün borcu mu ödeniyor
yaralar mı açılıyor yoksulluğa
ezilmişliğin isyanı mı sesleniyor

ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
birer rüzgâr uğultusu bırakarak yanan ateşe


nihat behram
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 17:37

yürekte vatan sevdası,
üzerinde hep parkası,
vurur düşmana dalgası
bizim deniz, yaman deniz

gittiği yol devrim yolu
korksun amerikan dölü
halkımızın kızıl gülü
bizim deniz, yaman deniz

bir kış günü çıktı yola
gemerekte verdi mola
kıymamıştı hiçbir can'a
bizim deniz, yaman deniz

6 mayıs şafağında
3 yiğit urgan boynunda
yatar halkımın koynunda
bizim deniz, yaman deniz
fevzi kurtuluşun deniz gezmiş anısına yazdığı türkü
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 17:42

Deniz (Deniz Gezmiş'e)

Belki değmedi elleri bir güzelin ellerine,
Kendini kaptıralı memleket sevdasına.
Ağlamazdı.. Bizim Deniz. Korkmazdı.
Sivas'ta bakardı güneşe,
Kayseride sayardı yıldızları.
Korkmazdı Bizim Deniz.. Cesurdu.
Sinesinde kurşun yarası,
Elinde cigarası.

Bir gün vurdular prangayı..
Hapsettiler koğuşlara.
Eziyetlerden geçti,
Kapatıldı karanlığa.
Oysa aydınlıktı düşünceleri,
Devrim yolunda.. Memleket uğruna.
Ağlamazdı Bizim Deniz. Korkmazdı.

Karanlık bir gecede astılar Deniz'i
İdam sehpasına çıkarken bile metindi.
Üstelik daha gençti, ensizdi.
Başı dik ağır ağır yürüdü ipe
Ve son nefesinde bile haykırdı gerçeği.
Herkez bilir ki korkmadı Deniz,
Elleri titremedi.

Arz ederim ki yoktu dünyada eşi.
O ki ihtilalci yenilikçi, bilirkişi! .
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 17:48

olur mu ecelsiz üç canıalmak olur mu
gülleri dalından kırmak
utansın karanlık utansın toprak ağlasın gökyüzü
üç yürek üç fidan üç güzel insan
devrimin üç gülü dillere destan
denim oy oy
yusufum oy oy
yoldaşım oy oy
hüseyinim oy oy
söyleyeni bilmiyorum ama türkü çok güzeldir dinlemenizi tavsiye ederim
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 18:01

zamnın gündüze çaldığı bir şafak
ilkbaharı sonbahara çevirdi 6 mayıs
dünyanın dönüşüyle ölüme aktı zaman
güneş süsü verilmiş cellat
bembeyaz karanlığa götürdü canları
ve üç deniz üç yusuf üç hüseyin
üç yürek üç can üç sonsuz
yürüdüler darağacına korkusuz
asılır mı bu üç yürek
denizlerin yusufların hüseyiinmlerin türküsüdür bu
dalgalar meydanlar ve dağlar söyler bu türküyü
baldırandır yüreğimizdeki ey yoldaş
gölgesiz ve kefensiz gidenlerin türküsüdür bu
ağıtsız ağlamaksız halaylı türküllü uğurlarız gidenerimizi
şimdi savurup bütün hüzünleri köhne bir zamana
meydan okumak ilkbaharda kanayan bir yaprak misali
savrulmak özgürlüğe esen rüzgarla
bir şarkı bir şiir bir ıslık ve bir rüzgar selamıyla gidenlerin
denizlerin yusufların hüseyinlerin türküsüdür bu
bu şiir yukarıda yazdığım türkünün sonunda okunuyor arkadaşlar
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   C.tesi Ocak 26 2008, 18:04

Ankara, Bir Numaralı Mamak Askeri Cezaevi.

30 Haziran 1971 (Cezaevinde tuttuğum günlükten): "Bugün görüş günüydü. Ne güzeldi. Annem, babam, karım, üçü birden gelmişlerdi. Çift kat cam bölmeli daracık görüşme odasında seslerimizi duyurabilmek için bağıra bağıra bir şeyler konuşmaya çalıştık.

Döndüğümde Deniz Gezmiş'i bizim koğuşta buldum. Nurhak'ta yaralı olarak yakalanan Mustafa Yalçıner'in başucundaydı. Yavaş sesle konuşuyorlardı. Bu onu ilk görüşüm. Yakalandığının ertesi günü gazetelerde boy boy yayımlanan fotoğraflarındakinden daha süzgün. Uzun süredir güneşsiz kaldığı belli. Zayıf ve beyaz. O yeşil parkasının içinde incecikti. Yakalandığı gün üzerinde olan yakası kürklü parkasını giymişti yine. Sonra nöbetçi yüzbaşı girdi içeriye. Yumuşak bir sesle bir şeyler söyledi Deniz'e. Direnmedi Deniz, kalktı; birlikte koğuştan çıktılar. Gardiyanların dışarıda azarlandığını duydum.

Aradan üç ay geçecek ve Deniz Gezmiş'le, yine bir görüş günü, başka bir boyutta, başka bir bağlamda karşılaşacaktık:

11 Eylül 1971 (Aynı günlükten): Uykusuz geçen bir gecenin ertesinde, öğle yemeğinin ağırlığı içinde yatağıma uzanmıştım. İçim geçivermiş, uyuyakalmışım. Uyandığımda akşamı çok yakınımda buldum; dostları da. Yatağıma tırmandılar, bağdaş kurup oturdular. Sevgili konuklarıma çay söylemek için alttaki yatağa basarak indim, çayocağına gittim. Birden orada, çayocağının içinde Deniz'i görmek şaşırttı beni. Aylardır hiç görünmemişti ortalarda.

Deniz, iki üç kişinin güçlükle sığışabileceği, çayocağı olarak kullanılan daracık bölmenin içindeydi. Çayocağını işleten iki tutuklu erin arkasında bir taburede oturuyordu.

"Merhaba," dedi.

"Merhaba," dedim: "İyi misin?"

"Öykünü bir daha okudum," dedi. "Ernesto'yu (Bu öykü 'Kanayan' adlı kitabımdadır.) Daha önce bir gazetede de çıkmıştı."

"Cumhuriyet'te," dedim.

"Memet Fuat'ın hazırladığı. 'Yıllık' geçti elime. Orada gördüm. Bir daha okudum. İyi belgelemişsin."

"Pek öykü sayılmaz o," dedim.

"Yo, yo, olsun. Çok gerekli bir yazı. Eline sağlık."

Görüş günüydü o gün. Cezaevindekilerin yakınları, beş dakikacık da olsa içeridekileri görebilmek için onca yola, onca eziyete, onca engellemeye katlanıyor, cezaevine geliyorlardı.

Biz içeridekilerin hazırlıklarıysa bir gün öncesinden başlardı. Tıraşlar olunur, en temiz kılıklar giyilirdi. Amaç, dışarıdakilere ezik, yılgın görünmemekti. Bu tavır, dışarıdakilere güç verirdi.

O gün Deniz de görüşmecisiyle buluşmak için beş dakikalığına koğuşundan çıkarılmış, dönüşte nasıl olduysa yine kendini unutturup çayocağına sığınmıştı.

Cezaevinde yatanlar bilir: bir koğuşun içinde yataktan yatağa konukluğa gidilir; tıpkı bir evden bir eve, bir mahalleden bir mahalleye gidilir gibi.

Benim de yatağımda konuklarım vardı, beni bekliyorlardı, çayla birlikte.

11 Eylül 1971 (Günlükten): Hazırlanan dört bardakla sekizlik demliği aldım.

"Gitme de konuşalım,"dedi Deniz.

"Yatağımda arkadaşlar var," dedim.

"Boşver, atlat onları,"dedi.

"Atlatamam. Çay beklerler şimdi."

"Canım, ver çaylarını gel,"dedi.

Gerçekten de on dakika sonra çayocağındaydım. Bekliyordu. Deniz'in yanına bir tabure uzattılar, geçip oturdum. Çayocağını işleten iki tutuklu erden Ahmet, sıcak suyla doldurduğu değişik boylardaki kararmış demliklere birer tutam çay atıp kıvırıp büktüğü kâğıt parçalarını demliklerin akıtma yerlerine tıkıştırıyor, Aziz de yıkadığı bardakları, dolu demlikleri alıp dağıtmaya gidiyordu. O sırada üçüncü tutuklu er Bahattin de geldi. Ahmet'le Bahattin önümüzde dikelip bizi meraklı gözlerden gizlediler. İkisi de Deniz'le aramızda geçen konuşmayı, pek anlamasalar da, ilgi ve hayranlıkla dinlediler. Durmadan bardak yıkadılar, çay demlediler.

O gün Deniz'le aramızda geçen konuşmanın konusu edebiyattı. Edebiyata bunca yakın oluşuna sevinmiştim. Ummuyordum. 12 Mart'ın içeri aldığı nice arkadaş için edebiyat, genellikle küçümsenen bir şeydi. İçeriye kuramsal kitaplar da pek sokulamadığı için, zamanla onlar da edebiyatla tanışmak zorunda kaldılar. Pek çoğu, doğru dürüst bir romanla, bir öyküyle, bir şiirle orada tanıştı. Sanırım bugün de öyledir. Ve okudukça, edebiyata ısındıkça, önce nasıl şaşırdıklarını, sonra nasıl değiştiklerini sevinçle izlemişimdir.

(Günlükten): Bir ara Deniz,"Bugünleri de yazmak gerek," dedi.

"Yazılacak elbette," dedim."Daha olayın çok başındayız. Zamanla yazılır."

"Yarının gerçek edebiyatı bugünün mahpusanelerinden çıkacak, göreceksin," dedi."Yazarlarımız konu sıkıntısı çekiyorlardı. İşte bir sürü konu onlara."

Doğru söylüyordu.

"Peki ama neden yazarlarımız içeride değil?"

"Niye?" dedim,"Fakir Baykurt burada. Dursun Akçam da burada. Muzaffer Erdost da. Emil Galip de. Mümtaz Soysal da."

"Ama aramızda değiller," dedi."Çoğu Dış B'ye attı kapağı."

'Dış B' denilen yere 'Vitrin' de diyorduk; Mamak Cezaevinin dış kesiminde, idarenin bitişiğinde, önündeki çiçekli geniş bahçeye bakan, uzaktan da olsa bütün Ankara'yı gören ayrı bir koğuştu. Orada, genellikle üniversite öğretim görevlileri, gazeteciler, yazarlar, yani 'seçkinler' kalıyordu. Beni de bir ara oraya almak istemişler, yanaşmamıştım. O ara içeride kalmak, içeriyi yaşamak bana daha ilginç gelmişti.

(Günlük'ten): "Cezaevine giren çok az yazar var," dedi.

"Bırak da dışarıda kalanlar, içeri tıkılanlardan çok olsun," dedim.

Nazım Hikmet'ten sonra en beğendiği şair Ahmed Arif'ti.

"Ama onun şiiri, daha çok eşkıyanın şiiri. Nedense yıllardır yeni bir şey yazmıyor. Tek kitabıyla kaldı. Bugünleri de yazmalı o," dedi. Sonra birden sordu: "Bekir Yıldız'ı nasıl buluyorsun?"

"Severim," dedim.

"Ama kaba gözlem onunki," dedi."Sanatçı yanı şimdilik pek ağır basmıyor. Yaşar Kemal'in 'Bu Diyar Baştanbaşa'sına benziyor yazdıkları. Öykülerinde röportaj ögesi ağır basıyor."

Bilge Karasu'yu okumuş, pek beğenmemiş.

"Füruzan diye bir kız var, okudun mu?" dedi."Bir kitabını okudum, pek bir şey anlayamadım ondan da."

O konuşuyordu daha çok. Soruyor, çoğunlukla da kendisi yanıtlıyordu. Daha bir sürü ad saydı. Ece Ayhan'ı beğenmiyor, ama ilginç buluyordu. Edip Cansever'i, Turgut Uyar'ı, Cemal Süreya'yı iyi izlemişti. Adnan Özyalçıner'i, Kemal Özer'i, Ülkü Tamer'i biliyordu. Hepsinin de beğendiği, beğenmediği yanları vardı.

Edebiyata bunca yakın oluşuna gerçekten şaşıyordum.

"Biz edebiyattan geldik reis," dedi.

Onunla yalnız kalmalıydım. Çay ocağını işleten erlerin meraklı bakışları altında onunla kesik kesik konuşmak hoşuma gitmiyordu.

"Sıkıldın sen burada, kalk avluya çıkalım," dedi.

Kafamdan geçenleri sanki anlamıştı.

"Avluda görürler seni, bırakmazlar,"dedim.

"Boşver, kalk," dedi.

Çıktık beton avluya. Esmer bir akşam koyuluğu vardı ortalıkta.

Yan yana volta atmaya başladık.

Dal gibi upuzundu. Omuzları dardı. Yürürken genç bir kavak gibi sallanıyordu. Meraklı bir sürü göz bizi izliyordu.

Cezaevinde haklarında en çok konuşulan, en çok merak edilen iki ilginç kişiden biri Deniz, biri de İrfan Uçar. İrfan, İstanbul'da gördüğü ağır işkenceler karşısında gösterdiği olağanüstü dirençle herkesin dilinde. Bir direnç anıtı İrfan.

Ve her ikisi de öbür arkadaşlarıyla birlikte ayrı bir koğuştalar, gözden ıraktalar.

Birden,"Reis, sen iyi belgeliyorsun," dedi. "Che Guevara'yı belgelediğin öykün çok iyiydi. Belgeye dayalı iyi şeyler yazacaksın sen. Yazmalısın. Bizi de yazmalısın."

Şaşırmıştım.

"Bizi sen yazacaksın,"dedi."Bizim şu anda tek görgü tanığımız sensin. Boku bokuna asılıp gideceğiz. Yanımıza sokulan tek yazar sensin. Bizlerden sen sorumlusun reis. Bizleri iyice incele. Bize sorular sor, gerekli her şeyi öğren, yaz bizi. Yazar mısın?"

"Yazarım tabii. Yazarım ama, konuşamayız. Konuşturmazlar."

"İstersen konuşuruz,"dedi."Sana istediğin her şeyi anlatırım. Bütün arkadaşlar anlatır. Ne istersen."

"Nasıl olacak bu?"

"Bir yolunu bulurum ben. İster misin?"

Nasıl istemezdim. Heyecanlanmıştım.

"Var mısın reis? Yazacak mısın?"

"Seve seve," dedim."Çok isterim yazmayı."

Keyifle güldü.

"Nasıl bir şey düşünüyorsun?" dedi."Roman mı? Roman gibi olmalı. Roman olmalı değil mi?"

"Roman olabilir," dedim.

"En güzeli de o. Roman olmalı. Kuru kuru anlatılmamalı. Kalıcı bir şey olmalı. Yarına kalmalı. Unutulmamalıyız."

Deniz Gezmiş'in son mektubu
Merkez Cezaevi 6 Mayıs 1972

Baba,

Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.

Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiç bir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de tereddüte düşmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. O bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu.

Seninle düşüncelerimiz ayrı, ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, Türkiye'de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum.

Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma.

Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et, onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.

Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım.

Oğlun DENİZ GEZMİŞ

(İmza)

(Deniz bu son mektubunu, asılmadan hemen önce, başgardiyanın odasında, yazı makinesiyle odaya gelen bir görevliye söyleyerek yazdırmıştır. Mektuptaki yazım yanlışları, Deniz'in mektubu okumadan imzaladığını gösterir.)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Okay

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 639
Yaş : 29
Nerden : Samsun
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   Ptsi Ocak 28 2008, 00:19

eline sağlık dostum çok güzel olmuş..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ata-genc.forum2.biz
Okay

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 639
Yaş : 29
Nerden : Samsun
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   Ptsi Ocak 28 2008, 16:57

Gülünün solduğu akşam ölünür!...

6 MAYIS’ta “Ölmek zor” diyor bir dost…

Gülleri dalından kopardığın an yaprakları solar,
Dalında güzeldir, güller.
Kokuları da farklıdır; kimi reçel kokar, kimi karanfil, kimi papatya…
Doğanın en güzel parfümleridir…

Kısa ömürlü mevsimde kokulardır bellekte kalan…
Ya da bir kitabın yaprağında saklanan, kurumaya yüz tutmuş gül .

Göçmenlerin yoğun yaşadığı köylerde 40 çeşit çiçek toplanır, gül yaprağından, erguvana, yoncaya, papatya vb… Bu çiçekler çim tenekesinin içine dökülen suyun içinde saklanır, bir gece…
Güller solmadan uyanıldığı gün, çiçeklerle yıkanır yüzler…
Güzel günler, çiçekli günler olsun, tenler çiçek koksun diye…
Mevsimin tomurcuklarını gösterdiği, mavinin kokusunu yaydığı Mayıs…

İşçinin ve doğanın uyanışının bayramıdır..
O nedenle Mayıs’ta ‘ölmek’ zor!...

Manilerin söylendiği, küslerin barıştığı, çınarın salıncağındaki sevdalıların türküleri yayılır .
Doğuş mevsimi …
Sütler ikram edilir…
Umudun babası ‘Hızır’a dır dualar…

Hızır yetişemedi; Deniz’in, Hüseyin’in, Yusuf’un beyaz yüzünü çiçeklerle yıkamaya…

Yaşama karşı ayakta kalmak için; sabah ısırganla çocukların dövüldüğü mevsim…

40 çiçeğin buluştuğu 34 yıl önce (6 Mayıs 72’ de ) Deniz, Yusuf, Hüseyin asıldılar.

Çiçekli günler olsun, diye…
Çocuklar aç kalmasın, diye…
Barış ve sevgi adına…
Özgürlük adına…
Astılar Denizleri…
Çınar ağacı mıydı hapishanedeki ?

Deniz’leri yeni kuşak “Gülünün Solduğu Akşam” kitabıyla tanıdı…

Kitabın yazarı Öz, Denizlerin öldürüldüğü –asıldığı- 34 yıl önce 6 Mayıs’ta gözlerini yumdu!
Barışın –çiçeğin çocuklarının yazarı gülünün solduğu akşam öldü!...
Deniz Gezmişler, özgür, bağımsız, adaletin olduğu bir Türkiye istiyorlardı. Devrimci yürekleri bunun için çarpıyordu.

1960’ın umut yılları…
Devrimci gençlerin sayısı arttıkça, baskıların arttığı yıllar!
Susturmanın yolu ise 12 Mart l971 askeri darbesi…
Onlarca kişi gülünün solduğu akşamdı, artık !...

Gazetelerin yasaklandığı, aydınların mapushanelere tıkıldığı, işkenceden geçtiği yıl…
Gencecik fidanlar sokaklarda öldürülüyordu…

Süleyman Demirel ’in Adalet Partisi’nin çoğunlukta olduğu Meclis tarafından ‘Denizler’in asılmasının kanunlaştığı Mayıs .

Babam Salih Kayır 60 ihtilalinde adımı koymuştu; Vicdan…
71 İhtilalinde çocuktum…
Adalet Partili köyün komünist öğretmeni Salih Hoca’yı köylüler çok seviyordu, seviyor da..
İşte babam da o sakıncalı kişilerdendi…
Bir gece …Adalet Partili köylüler; evimizin aranacağını haberdar edip, kitapları yok etmesi için babamı uyardılar …

İşte hafızama 1971 darbesini kayıt eden o karanlık geceyi hiç unutmuyorum!...

Dokundurmaya kıyamadığı kitaplarını, köyün bakkalı Orhan Amca’nın skodasına taşıyanlar arasındaydım…
Babamın kucağında şoför malinde yerimi aldım…
Çok konuşan babam, susuyordu.

Gece tütün karasıydı…
Köpeklerin sesi duyulmayacak kadar uzaklaşmıştık, köyden..
Bir tarlaya geldik….
Tüm kitaplar boşaltıldı…
Ve babam kibriti yakıp, kitaplarını tutuşturdu.
İşe babamın ilk kez ağladığını o an gördüm…
Hıçkırıklarını tutamıyordu…

Kül oluncaya kadar bekledik, uçuşan kara kağıtlar dağılmıştı gökyüzüne, toprağa her yere…
Artık onlar konuşmayan kitaplardı…
Yıl l990 …
Kızımın adı Deniz…
Arkadaşlarının çoğunun adı Deniz…
Odasında Deniz Gezmiş’in portresi asılı…
Gülünün Solduğu Akşam, yeni güller doğuyor…
Kitapların külleri gübre olarak dönüyor!...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ata-genc.forum2.biz
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   Çarş. Şub. 13 2008, 22:48

DARAĞACINDA ÜÇ CAN


Mevsim bahar üç tane taze fidan
yasak Yusuf arslan Hüseyin inan
Fırtınalara kasırgalar eğilmeden direnerek
Ciçek tohumlarını toprağa bırakarak
yasak Yusuf arslan Hüseyin inan

Onlar seviyordu yurdunu vatanını
Gayeleri özgürce insanca yaşamaktı
Tam bağımsız demokratik vatan için
Faşizim’me emperyalizme karşı savaşmaktı
yasak Yusuf arslan Hüseyin inan

Onları asanlar öldüklerini sandılar
Birer bilge tohumlarıydılar toprağa ekildiler
Filizlenip topraktan çıktılar bire milyon verdiler
Darağacına bile gülerek ipe gittiler
yasak Yusuf arslan Hüseyin inan

Ey yasa bürünmüş altı mayıs sabahı
Mevsim bahar nedir senin kör inadın
Acımadan darağacına çektin üç fidanı
Unutmayacak tarih hiçbir zaman bu anı
Deniz gezmişi Yusuf arslanı Hüseyin inanı

Onlar kahramandılar yurdunu sevdi ölümü hiçe saydılar
Emperyalizme karşı faşizime karşı yigitçe direndile
Tüm gençlikle istanbulda altıncı filoya kök söktürdüler
İşbirlikçi uşaklar faşistler bunlar hain diye damga vurdular
yasak Yusuf arslan Hüseyin inan

Yakalandılar Sivas Gemerek,te verilmişti ferman
Dalgalandı kabardı deniz göklere kükredi arslan
Darağacındaki ipi kravat gibi taktı boynuna inan
Ne kaçtılar nede korktular vatan için dar ağacında üç can
yasak Yusuf arslan Hüseyin inan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
solcukemalist

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 212
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 03/02/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   Çarş. Şub. 13 2008, 23:11

erdal öz ü okudum kanayan ı da gülünü solduğu akşamıda bunlar kesinlikle okunması gerkli kitaplar bunalrı arkadaşlarınızada okutun yılbaşlarında garip hediyeler yerine gülünün solduğu akşamı hediye edin arkadaşlarınıza
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
gözde

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 192
Nerden : eskişehir
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   Perş. Şub. 14 2008, 20:31

FİDANLAR TÜKENMEZ

Mayıs beşi, altıya bağlayan geceydi
Hıdrellezdi
Hıdrellezde, toprağa tohumlar atılırdı,
Fidanlar kesilmezdi…
Ama öyle bir geceydi ki bu;
Üç genç fidan kesildi…

O üç fidan öyle fidanlardı ki…
Çevresine ışık veren, umut veren, kardeşlik veren;
Koskoca ağaçlar kıskandı onları,
Kıskandıkları ise;
Üç genç fidandı…

Neydi ki istedikleri gencecik üç fidandan?
Onları kırınca…
Yerine yenileri gelmedi mi?
Arkasından aynı yolun yoldaşları gelmedi mi?

Hadi kırın yoldaşlığı da
Sonra yine başkaları da gelmeyecek mi?
Tıpkı Deniz’den sonra bizim geldiğimiz gibi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
gözde

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 192
Nerden : eskişehir
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   Perş. Şub. 14 2008, 20:32

ÜÇ KAHRAMAN

Üç kahramandı onlar
Devrimin üç yolcusu, üç kahramanı…
Hak, adalet, özgürlük için savaşmışlardı,
Kardeşlik olsun dediler, hep kardeşlik…

Kağıtla, kalemle, kitapla başladılar yolculuğa
Onlar da istemediler ki silahlanmayı
Dağlara çıkıp, eşkıya gibi dolaşmayı,
İstedikleri sadece haktı, özgürlüktü…
Atatürk önderliğinde yeni bir devletti amaçları
Yok olmuş düzeni geri almaktı…
Onların bindiği gerçektende kağıttan bir gemiydi,
Tehlikeli olduğunu biliyorlardı devrim yolculuğunun,
Sonunun işkence, hapis ve idam olduğunu da
Fırtınalar savurdu onları bir yerden başka bir yere
Onlar eşitliğin olduğu yerde durduracaktı kağıt gemiyi
İnecekler ve eşitlikle yaşayacaklardı…
Ne yazık ki o fırtına Gemerek’te kopmuştu.
Kağıt geminin yolu orada durmuştu ama
Eşitlik için değil, kardeşlik için değil
Ölüm için, idam için, can almak için…

Ama ne Deniz’i korktu ölmekten
Ne Yusuf’u, ne Hüseyin’i
Gülerek gittiler idama
Pişman olmadılar bir an bile yaptıklarından
İçi rahattı, Üç Fidanın;
Huzurluydular…
Çünkü onlar ülkeleri için canları pahasına çalışmıştı,
Ölürken acı çekmeyecek, mutlu olacaklardı.
Onların idam sehpasında bile son sözleri
Eşitlik, kardeşlik, hak ve özgürlük arayışıydı.

Üç kahramandı onlar, devrimin üç kahramanı
Sallandılar sonsuzluğa,
Kahrolası bir darağacından…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
gözde

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 192
Nerden : eskişehir
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   Perş. Şub. 14 2008, 20:32

DEVRİM AŞKI

Devrim bir aşktı onlar için
Sonsuzluk yolunda bir aşk
O aşk, öyle bir aşktı ki
Savuruyordu, kırıyordu gencecik fidanları…

Devrim aşkı iki dağı yaktı,
Bir Deniz’i kuruttu

Devrim aşkı öyle bir aşktı ki;
Uğruna işkenceler çekildi, hapisler yatıldı,
Canlar verildi…

Yıktılar devrim aşıklarını…

Ama onlar aşkı için can vermeye mutluydu,
Ölürken son bir kez haykırdılar
Devrime
Son bir kez düşündüler Devrim’i
Gülümsediler…
Ve;
Son nefeslerini huzurla verdiler…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Okay

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 639
Yaş : 29
Nerden : Samsun
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   Perş. Şub. 14 2008, 23:34

çok güzel gerçekten.. paylaşım için sağol..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ata-genc.forum2.biz
ozgem

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 362
Yaş : 28
Nerden : İçinde Hüsey'inin,Yusuf'un aktığı Deniz'den
Kayıt tarihi : 20/02/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   Perş. Şub. 21 2008, 13:21

merhabalar ben de deniz yoldaş için bir kaç satır bişeyler yazdım ve sizinle paylaşmak istedim.ama emeğe saygı yani bu dizelerin başka bir yerde kullanılmasını istemiyorum.saygılarımla emeğe saygı


Ey Sevgili Deniz,Aşk Türküleri Yakıldı Ardından,Bir Bir Söyledi Diller,Sana HAsret Dediler...





Şafak Aydınlanmamıştı Daha Sen Dardayken,Bıraktıkların Uykudan Uyanmıştı.haber yoktu 3 fidandan...Şafak doğmasını beklerken Bir çığlık Koptu ...Ey sevgili Sen Duydun mu?


*Ey Kardeşim Deniz
Yoldaşlarına Emanet Ettiğin Sevgili,
Hangi Faşistin Kollarında...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
mine

avatar

Mesaj Sayısı : 8
Kayıt tarihi : 02/03/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   Paz Mart 02 2008, 18:08

çok güzel olmuş,ellerine sağlık.ağlayarak okudum yazılanları,deniz gezmişler ölmez...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
deniz_devrim

avatar

Mesaj Sayısı : 33
Nerden : 6 mayıs 1972
Kayıt tarihi : 02/03/08

MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   Ptsi Mart 03 2008, 00:10

benim de deniz gezmiş için yazdığım şiirler var.sonra paylaşabilirim ancak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Deniz Gezmiş Şiirleri, Yazıları vs
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» DEVRİM GEMİSİ FIRTINAYA KAPILIP ASLA BATMAZ ÇÜNKÜ O GEMİ ÇOK DENİZ GEZMİŞ.
» Deniz Çakar Resimleri
» Koray Erkök [deniz yıldızı-mert]
» Deniz Evrenol biyografisi
» Deniz Evrenol Röportaj

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ATA-GENÇ :: DEVRİMCİ BİLGİLER :: Deniz Gezmiş-
Buraya geçin: