ATA-GENÇ


 
AnasayfaPortalTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 sivas katliamı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: sivas katliamı   Paz Şub. 17 2008, 00:49

Tarih 2 Temmuz 1993... Sivas’ta Madımak oteli yanıyor. Otelde insanlarımız yanıyor. Sıvas koca bir kent. Bu koca kentte onbinlerce polis, onbinlerce asker var... Bu koca kentte onlarca insan diri diri yakılıyor, herkesin gözleri önünde...


Katliam hazırlığı... DEVLET “SEYREDİYOR!” 1 Temmuz’da Sivas’ta Geleneksel Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin 4. başlayacak... 1 Temmuz’dan önce gericilerin, özellikle Milli Gençlik Vakfı’nın denetimindeki çeşitli yurtlar, başta Konya ve Kayseri olmak üzere diğer şehirlerden getirilen gericilerle doldurulmuştur. Şenlikler başlamadan önceki gün, Madımak oteli yakınlarına belediye tarafından yeni kaldırım yapılacağı bahanesiyle kamyonlarca taş yığılmıştı. Alevi ve devrimci-demokrat halkın yaşadığı mahallelerde baskılar arttırılmıştı. Katliamdan birkaç ay önce, Sivas’ta Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı bir birim oluşturulmuştu. Bütün bunlar, “bir şeylere” hazırlanıldığının açık bir göstergesiydi. Sıvas katliamı, daha sonra iddia edildiği gibi, anlık bir tepkinin, gericilerin o an “galeyana” gelmesinin bir sonucu değildir. Kontrgerilla ve gerici-faşistler tarafından önceden planlanmış, hazırlıkları yapılmış ve gerçekleştirilmiştir. AN AN KATLİAMA DOĞRU... Şenliğin ilk günü, gericiler, faşistler standlara saldırdılar, ancak bu saldırılar şenliğe gelen kitle tarafından püskürtüldü. İkinci gün, “Bizim Sıvas” gibi gazeteler, “Müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar” gibi başlıklarla faşist ve gerici çevreleri Aziz Nesin’in konuşmalarına tepki göstermeye çağırdılar. Şehirde “Cihad” çağrıları yapan imzasız veya “Müslümanlar” imzalı kontra bildiriler dağıtıldı. Saat 13.30 civarı... Merkezpaşa Camisindeki Cuma namazından çıkan gerici-yobaz-faşist gruplar Hükümet Konağı önünde toplanıp, şenliğin yapılmasına izin veren Vali ve Aziz Nesin aleyhine sloganlar atmaya başladılar. 13.45... Vali Ahmet Karabilgin, Tugay Komutanı Ahmet Yücetürk’ten askeri birlik göndermesi için yardım istedi. 14.00... Hükümet Konağı önünde toplanan gerici-faşist güruh, Kültür Merkezi’nde toplanan kitleye saldırıyor. Kitle Kültür Merkezinde devrimcilerin önderliğinde barikatlar kurarak saldırıyı püskürtüyor. 14.15... Vali, Başbakan’a ve İçişleri Bakanı’na faks ve telefonla gelişmeler hakkında bilgi veriyor. 14.45... İçişleri Bakanlığı’ndan, Kayseri ve Tokat Valilerinden, Hafik, Yıldızeli, Kangal, Şarkışla ve Zara kaymakamlıklarından takviye güç isteniyor. Tugay Komutanlığı’na tekrar askeri birlik sevk etmesi talebi iletiliyor. 14.50... Gerici-faşist güruh Kültür Merkezi önünden Valilik önüne gelerek gösterilerini burada sürdürüyor. 15.00... Atatürk Caddesi’ndeki bir cafe gericiler tarafından taşlanıyor. 15.30... Hükümet Konağı önünden tekrar Kültür Merkezi’ne yönelen güruh, Kültür Merkezi’ni taşlamaya başlıyor. Vali Tugay Komutanı’na başvuruyor. 15.55... Polis göstermelik bir müdahaleyle saldırganları copla dağıtma girişiminde bulunuyor. Ama müdahale etkisiz... 16.30... İyice toparlanan ve sayıları 5 bine ulaşan gerici-faşist güruh Madımak Oteli’ni sarıyor ve oteli taşlamaya başlıyor. Polis telsizinden bir anons duyuluyor: -Taş atıyorlar, saldırıyorlar ne yapalım? Cevap veriyor amirleri: -Anlaşıldı, müdahale etmeyin. “Müdahale etmeyin” emrini veren, Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner’dir. DEMİREL, İNÖNÜ, BAKANLAR... “SEYREDİYOR!” Otelde bulunanlar tanıdıkları bütün milletvekillerini, bakanları arıyorlar. Ulaşabildikleri herkes “Merak etmeyin, gereken yapılacak” diyor. Saat 17.00 civarında koalisyon hükümetinin ortağı CHP’nin Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, Madımak Oteli’ndeki Aziz Nesin’le telefonla görüşüyor. O da diğerleri gibi Aziz Nesin’e “En kısa zamanda takviye güç gönderileceğini, kimsenin kılına dahi zarar gelmeden kurtarılacağını” söylüyor. Saatler geçiyor... Takviye güç bir türlü “kurtarmaya” gelmiyor. 17.00... Valilik Refah Partili Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan kitleyi yatıştıracak bir konuşma yapmasını istiıyor. Ancak Temel Karamollaoğlu konuşmasına “Bir defa şöyle bir fatiha okuyalım. Sonra şunların ruhuna el fatiha diyelim” diye başlıyor. Güruh “Mücahit Temel” sloganları atıyor. 18.00... Temel Karamollaoğlu bu sefer, Kültür Merkezi önündeki Ozanlar Anıtı kaldırılırsa topluluğun yatışabileceğini ileri sürüyor. İçişleri Bakanı’yla yaptığı telefon görüşmesinde Pir Sultan Abdal heykelinin kaldırılmasını istiyor. 19.00... Vali Ahmet Karabilgin’in onayıyla, Pir Sultan Abdal Heykeli vinçle yerinden sökülüyor. Gerici-yobaz grup heykeli iplerle bağlayarak cadde boyunca çığlıklar atarak sürüklüyor. İNSANLAR DİRİ DİRİ YAKILIYOR, DEVLET HALA “SEYREDİYOR!” 19.45... Güruh, önce otelin önündeki araçları sonra otelİ ateşe veriyor. İtfaiye bir türlü gelmek bilmiyor... Alevler bir katliama dönüşüyor... 20.30... Nihayet gelen itfaiye aracının merdivenleriyle Aziz Nesin ve içeridekilerin bir kısmı dışarı çıkarılıyor. Otelin önündeki gerici-yobaz-faşist katiller Aziz Nesin aleyhine sloganlar atıyorlar. İtfaiye görevlileri ve Refah Partili Belediye Meclis üyesi Cafer Erçakmak itfaiye merdiveninden inen Aziz Nesin’e saldırıyorlar. İtfaiye aracının üzerine çıkan Erçakmak “O adamı kurtarmayın, o öldürülmeye müstahak adamdır” diye bağırıyor. Saldırıya polisler de katılıyor. Aziz Nesin başından ve çeşitli yerlerinden yaralanıyor. 20.55... Onlarca insan yakılarak katlediliyor... Artık havada yanık et kokusu var... İş işten geçtikten sonra, Madımak ve yürekler yanıp kül olduktan sonra, polis ve asker havaya ateş açıp gerici-faşistleri “dağıtmaya”(!) başlıyorlar. 22.00... Ve herşey olup bittikten sonra takviye kuvvetler de geliyor(!) “SEYİR”İN BİLANÇOSU! 3 Temmuz... Katliamın bilançosu çıkarılıyor: Saat 17.00’de yapılan tespitlere göre 36 ölü ve 8’i ağır olmak üzere 24 yaralı resmi kayıtlara geçiyor. İşte katliamın resmi belgelere göre an an gelişimi. Şimdi verin kararınızı; BU BİR DEVLET KATLİAMI DEĞİL Mİ? SIVAS KATLİAMI DAVASI Katliam sonrası göstermelik bir dava açıldı. Ama devlet, önceki örneklerde olduğu gibi hem yargılayan, hem kollayan durumundaydı. Dava, önce, bazı maşaların usulen cezalandırılması, 3-5 yıllık cezalarla olayın örtbas edilmesi şeklinde sonuçlandırıldı. “Bağımsız Yargı”, Aziz Nesin’i kışkırtıcı olarak gösterdi. Neredeyse katliamın tüm sorumluluğu ona yüklenecekti. Dava bu haliyle kapatılacakken... tam bu dönemde MGK “İrticaya karşı mücadele” başlatıp, laiklik havarisi kesilince dengeler değişti. MGK talimatıyla çark eden “bağımsız yargı”, daha önceki kararda aklayıp serbest bıraktığı kişileri idamla yargılamaya başladı. Tabii ki yine asıl sorumlulara dokunulmadı. Müebbet hapis cezası verilenler, yine olayda maşa olarak kullanılanlardı. 27 Kasım 1997’de sonuçlandırılan davada bu kez 33 sanığa idam, diğer sanıklara da değişik hapis cezaları verilir. Bu karar MGK’nın verdiği bir karardır. Bir yandan İslamcılara gözdağı verirken, diğer yandan kontrgerillanın, devletin katliamdaki rolü örtbas edilmiştir. ORDU, POLİS, VALİ... HERKES GÖREVİNİ YAPMIŞ!.. Katliamdan sonra, yerel yetkililer suçu birbirlerinin üzerine attılar: Vali “Olayların büyümesinde askeri birliklerin ağır davranmasının payı olduğu” açıklamasını yaptı. Ordu, bu açıklamaya “Vali’nin kuvvet istemekte geç kaldığı” açıklamasıyla cevap verdi. 6 bin askerin bulunduğu TUGAY KOMUTANLIĞI, Madımak oteli’nin hemen yakınındadır. Ama 8 saat boyunca birlikler “olay mahalline” sevkedilememiştir. Emniyet Müdürü emir ve talimatlar doğrultusunda hareket ettiğini söyler. Belediye Başkanı Karamollaoğlu da “yatıştırmak için elinden geleni yapmıştır”. Ama daha önemlisi, tüm bu sayılan SUÇLULAR, Türkiye Cumhuriyeti’nin ADALETİ tarafından SUÇSUZ bulunmuştur. Aslında yetkililerin suçu “birbirine atmasına” gere yok. Çünkü devlete göre zaten yetkililerin bir suçu yok. Onlar görevlerini yapmışlardır. Görev, halkı birbirine düşürmektir. Bunun için katliama göz yummak, kontrgerillanın politikalarının hayata geçirilmesinin koşullarını yaratmaktır ve bu görevi layıkıyla yapmışlardır. Katliamın Baş Sorumluları: Cumhurbaşkanı Demirel:Olaylar başladığında Susurluk devletinin en tepesinde oturan Cumhurbaşkanı Demirel “Halkla polisi karşı karşıya getirmeyin” talimatını verdi. Katliamın ardından yaptığı açıklamalarda da katilleri aklamaya devam etti: İşte Demirel’in hemen katliamdan sonra verdiği ilk demeç: “Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş... Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır... Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır.” Başbakan Tansu Çiller: Katliam sırasındaki DYP-SHP hükümetinin Başbakanı olarak sorumludur. Katliamı ve gerici güruhu açıkça savunmuştur: İşte katliamdan sonra yaptığı ilk açıklama: “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bu yangından zarar görmemiştir!.. Halktan kimsenin burnu kanamamıştır ve ölenler de çıkan yangından boğularak ölmüşlerdir.” Yine gazetecilerin bir sorusu üzerine şu sözleri eder: “Olayı bu kadar büyütmek yanlış, bir futbol maçında da bu kadar insan ölebilirdi”. İçişleri Bakanı MEHMET GAZİOĞLU, herkesin gözü önünde gerçekleşen bir katliam karşısında “Oteli sahibi kundaklamıştır” diyecek kadar pervasızlaşmıştır. Başbakan Yardımcısı ERDAL İNÖNÜ, katliamdan sonra timsah gözyaşları döktü. Güya elinden geleni yapmıştır, ancak ne yapsın yetkisi o kadardır! Ama kimseyi inandıramadı. Temel Karamollaoğlu; Katliamdan 1. Derecede Sorumlu Katliam sırasında Belediye Başkanıydı. Şu anda Fazilet Partisi milletvekili. Ahmet Yücetürk; Katliamı “Seyreden” General Katliam sırasında Sıvas’ta Tugay Komutanı olarak bulunuyordu. Şevket Kazan; Katillerin “Avukatı” Refah Partisi milletvekilli. Katliamdan sonra açılan davada katillerin ve katliamın savunuculuğunu üstlendi. Cafer Erçakmak; Katliamın Elebaşlarından Dönemin Refah Partili Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak olaylar sırasında gericileri yönlendiren baş aktör rolünü oynamıştır. Katliamdaki rolü çok açık olmasına rağmen “yakalanamamış”tır. “Sıvas Kıyamı”ndan Hizbullah’ın ölüm evlerine İslamcıların hemen her kesimi, doğrudan veya dolaylı Sıvas katliamını savundular. Kendilerine “radikal islamcı” denilen, emperyalizme, bu düzene karşı olduklarını iddia eden kesim, bu katliamı, bu insanlık dışı vahşeti, “Sıvas kıyamı” diyerek alkışladılar. islamcıların daha “ehil” kesimi Refahlılar ise, katliamcıların avukatlığını yapmakta hiç bir sakınca görmediler. Bu avukatların başında Şevket Kazan vardı. Maşa olmayı tarihleri boyunca reddetmediler. Halkı katletmeyi şu veya bu biçimde meşrulaştırdılar. Sonra Hizbullah vahşetine gelindi. İslamcıların Hizbullah olayı sonrasında da hala gerçek bir muhasebe yapmadığı, Sıvas katliamını hala lanetlememelerinden bellidir.



Bir Devlet Katliamı Senaryosu KONTRGERİLLA yönlendiriyor.

İslamcılar alevilere, ilericilere karşı kışkırtılıyor. DEVLET, olayların çığrından çıkmasını bekliyor. Gerici, faşist güruh, saldırıyor. DEVLET, müdahale etmeyin diye emir veriyor. HÜKÜMET, katledilenleri “gereken yapılacak” diye oyalıyor. Gereken yapılmıyor. Katliam gerçekleştiriliyor. DEVLET seyrediyor.

“Bana ne” diyerek değil, planının uygulanmasını seyrediyor. İslamcı Refahlılar, “radikal islamcılar”, laik MHP’liler, polis, ordu, belediye, paşalar ve maşalar... işbirliği içinde. Katliamda LAİK ve ŞERİATÇI elele. Suç ortağı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: sivas katliamı   Çarş. Eyl. 10 2008, 22:22

1981 Ankara`da dogdu
Ögrenci

Menekse Kaya : 17 yasinda
Koray Kaya : 12 yasinda
Menekse ve Koray Kaya - Yesim Özkan, Yasemin, Asuman Sivri gibi Madimak'ta yakilan kardeslerden.

Su dünyadan Koray geçti. 13´de Sivas’tan.
5 yasinda yaziyi sökmüstü, okula baslamadan önce okumayi ögrendi. Çok zeki ve basarili idi. Kendinden büyüklerle iliski kurardi. Saz çalmasini ögrenmis semaha baslamisti.

1941 Bergama`da dogdu
Sair Yazar

Metin Altiok : 52 yasinda, Sair, Yazar
Metin Altiok kendini siire adamisti. Sair olmanin günün tehlikesini bir sis çani gibi duyurmak oldugunu vurgulayan bir sair Altiok. 13 Ocak 1991 tarihinde Cemal Süreya Siir Ödülünü aldigi gün, "Ben hayatla tam anlamiyla karsi karsiyayim. Aydin olmak muhalif olmayi gerektirir. Aydin karsi koyan insandir, kafa sallayan insan degil," diyordu.

Madimakta girdigi komadan, 8 Temmuz 93 te ayrildi aramizdan.Sivas sana verdik senden isteriz.Canli verdik, canli isteriz.

SEVMİYORUM SENİ

Şimdi benim buzdan bir döşekte
Üç büklüm olmuş zavallı sevdam,
Üşüyorsa ölesiye yalnızlıktan;
Bil ki senin hep böyle güvensiz,
Yaşamdan korkar oluşundan.

İşte bunun için sevmiyorum seni.

Şimdi benim bir han avlusunda
Hiç bitmeyecek umutsuz kavgam,
Soluyorsa başı önde yorgunluktan;
Bil ki senin hep böyle umarsız,
Yarını göze alamayışından


Muhibe Akarsu


Kangal 1958
Muhibe Leyla Çiftlik 1972 yilinda Muhlis Akarsu ile evlendi. Aci tatli yasami, aski ve ölümü beraber paylastilar. Akarsu yum böylesiydi ahtimiz, iste geldik gidiyoruz dediler, Pinar, Çinar ve Damla adlarinda 3 kiz, 3 gonca gül, hatira biraktilar bizlere. Onlari yasatmak borç olsun bize

_________________
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcıkuşlar tepende
Benden geçti mi diyorsun
Aç iki kolunu iki yana
Korkuluk ol - Rıfat Ilgaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: sivas katliamı   Çarş. Eyl. 10 2008, 22:25

1971 Ankara`da dogdu
Ögrenci

Yesim Özkan : 20 yasinda
Huriye Özkan : 22 yasinda
Huriye Özkan, basarili bir ögrencilikten sonra, Deneme Lisesi'ni birincilikle bitiriyor. Gazi Üniversitesi Eczacilik Fakültesi'ne arkadasi Inci Türk ile birlikte giriyor, birlikte bitiriyorlar. îkisi de Alevi kültürüne bagli, üretme ve paylasma bilinciyle yüklü iki çagdas genç kiz...

Havanin yüzünde semah dönerken. " Arkadasi Ínci Türk’le beraber Gazi Üniversitesi Eczacilik bölümünü bitiriyorlar.Pir Sultan Abdal Dernegi’nin çalismalarina katiliyorlar. Kardesi Yesimle beraber semah ekibine giriyor, Alevi kültürüne bagli üretme ve paylasma bilinciyle iki çagdas genç kiz. Pir Sultan tiyatrosunda anlatici ozan rolünü aliyor Huriye Özkan.
Ve Baba Hikmet’in, 33 cani gibi, iki yavrusunu da aliyor KANLI Sivas.






Menekse’lerin üzerine, su yerine kara dumanlar indi. "Ol Sivas, Ol Kerbela’dan da beterdi."





NURCAN SAHIN
1975 Ankara`da dogdu

Nurcan ile Özlem Sahin amca çocuklari aralarindaki iliski kardeslikten öte. Çocuklukdan itibaren birlikte büyüyor, birbirlerine can yoldasi oluyorlar. Özlem'de simsicak sevimli, cana yakin insan sevgisiyle dolu bir genç kiz. Özlem'in kendine güvenen rahat bir yapisi var, o'da Nurcan gibi gülmeyi seviyor. Hizli ve sürekli ve akici konusmasi en önemli özelliklerinden biri, konusmaya bir basladimi susmak bilmiyor. Ikisi de yasitlarindan daha rahat iyimser ve olgunlar. Çirkinlikler ve kötülükler rahatsiz ediyor ikisini de.

Kim yakistirabilir sana ölümü.
Uzun yillar çocuk hasreti ile yanan ve tedavi gördükten sonra "can isigi" anlamina gelen Nurcan adini koydugu kizi dogar. O’nun için annesi Fidan :
Ben seni Allah’tan zorunan aldim, özel olarak sevmek için kendime dogurdum, diyor. Nurcan belki yaslanacagim ama asla büyümeyecegim diyordu.
Okumayi çok seviyor, derneklerde her ise kosuyor semah, tiyatro, kitap dergi.
Sivas’a yola çikarken "Anne oraya geçen yil gidenler tuvalet bulamamis, bizde su bulamayiz belki, bir su ver içeyim".

Annesi Hacibektas’tan getirdigi sudan bir bardak veri, yarisini içer yarisini da Özleme verir.

Tas tas içtik ahulari sag iken.
Bir sen iç, sevdigim birde bana ver






_________________
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcıkuşlar tepende
Benden geçti mi diyorsun
Aç iki kolunu iki yana
Korkuluk ol - Rıfat Ilgaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: sivas katliamı   Çarş. Eyl. 10 2008, 22:27

SAIT METIN
1970 Sivas Divrigi`de dogdu
Ozan

Çankiri gibi ters bir kent'te Çankiri Meslek Yüksek Okulundan mezun olan Sait Metin'i aldigi bu egitim tatmin etmiyor. "Ben bir Yüksek okul bitirmekle tatmin olmadiim, bilyorum sizde tatmin olmadiiniiz söz veriyorum bir fakülte daha bitirecegim" diyordu ailesine. Sait ve Yesim'in birbirlerine çok bagli olduklarini söylüyor. Annesi Sultan Metin. "Yesim'e çok fazla umut verme, belki ailesi istemez dedigimde, "Anne sen delimisin, ben aradigimi buldum" demisti. Kiz da çok tatliydi. Saiti çok seviyordu. Birbirlerine çok uymuslardi" diyordu Sultan Metin.

"Uzundu usuldu dedemin boyu." Sait Metin, Grup Güne Umut’ta saz çalip türkü söylüyor. Su gibi içiyordu eline geçen kitaplari. "umut belki de gelecek sayfadadir... kapatma kitabi."Pir Sultan tiyatrosunda Pir Sultan Abdali canlandiriyordu. Ayni tiyatroda Pir Sultanin esi Balliha ni canlandiran Yesim Özkan’la hayatlarini birlestirmeye söz vermislerdi. Sait- Pir Sultan/ Yesim- Balcan olmustu. Kerem’le Asli, Ferhat’la sirin gibi.

Sait annesine: "Anne deli’misin sen, Ben aradigimi buldum" diyordu. Baba Mehmet Metin: " devlete çok güvendik. Bizi ve çocuklarimizi bu kör güven yakti, diyor.
Tarih sizleri hep anacak, halkimiz sizleri kalbine kaziyacak.
- Ve halkimiz sizden baska hiç bir seye bel- baglamayacak.






ERDAL AYRANCI
1958 Nigde`de dogdu
Siir Yazarci

Bir çok ise projeye giristi, en son olarak Anadolu ipek yollarini filme almayi düsünüyordu, Pir Sultan etkinliklerini filme almak için Sivas´a geldi. Madimak´ta barikatta yaralandigi an, kim bilir belki de 12 eylül döneminde 81´de Mamak ceza evinde yazdigi siiri geçti aklindan. ..Eger bir gün sevgilim, son verecekse hayatima bir ses, (lânet olasi kara bir ses)isterim, durmasin patlasinanlam bulacaksa kulaklarda yaliniz...düserse kanimin bir damlasi yereBilsinler ki orada kirmizi yediveren gülleri açacakVe bülbüller agit yakacak ölüme Korksunlar korksunlar artikKorksunlar ALEV çemberinde ki akrep gibiÇünkü ölümleri Gül dikenlerinde olacak.”

Erdal 1978 ODTÜ girisli. Eylül'de baslayan olaganüstü bir dönem, pek çok insan gibi Erdal'iin da payina mahpusluk düsüyor. Erdal Ayranci, 1980-1993 yillari arasinda iki yil iki gün Mamak, Ankara Kapali, Nigde, Bor-Nigde cezaevleri'nde yatiyor. Çalisma odasinda gördügümüz maket 'gemiyi Mamak'ta kapilardan çikardigi tahtalardan yapmis. Gemiye esinin adini koymus: "Hatçe". Mahpusluk günlerindeki ilk siiri 2.7.1981 tarihinde Mamak'ta son siirini 20.03.1983'te Topçam'da yazmis. Erdal Ayrancinin 29.05.1982 tarihinde Nigde cezaevi'nde yazdigi siirde Hatice'yi, Zeynep'i ve Sivas'taki akrepleri bulmak mümkün. Siiri okuyoruz: "Eger Bir gün / Bir beyaz güvercin / Gelecekse agzinda bir mektupla / Ve silecekse gözlerimdeki hüznü / îsterim / Durmasin kanat çirpsin bana dogru / Birgün eger bir tahliye kagidi / Beni sana kavusturacaksa / Gayri gelsin düslenen günler / Ocakta kaynayan tencere / Besikte bebek / tomurcuk tomurcuk / Filiz filiz hayat / Düsünsene ne güzel olurdu / Düsmansiz yasamak / Haydi bosver bunlara / Simdi bunlar tatli hayal / Eger birgün sevgilim / Son verecekse hayatima / Bir ses / isterim durmasin patlasin / Anlam bulacaksa kulaklarimda / Yalniz... / Düserse kanimin bir damlasi yere / Bilsinler ki / Orada kirmizi yediveren gülleri açacak / ve bülbüller agit yakacak ölüme / Korksunlar korksunlar artik / korksunlar alev çemberindeki akrep gibi / Çünkü ölümleri / Gül dikenlerinden olacak.






_________________
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcıkuşlar tepende
Benden geçti mi diyorsun
Aç iki kolunu iki yana
Korkuluk ol - Rıfat Ilgaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: sivas katliamı   Çarş. Eyl. 10 2008, 22:27

YESIM ÖZKAN
1973 Ankara`da dogdu

Yesim Özkan : 20 yasinda
Huriye Özkan : 22 yasinda
Huriye Özkan, basarili bir ögrencilikten sonra, Deneme Lisesi'ni birincilikle bitiriyor. Gazi Üniversitesi Eczacilik Fakültesi'ne arkadasi Inci Türk ile birlikte giriyor, birlikte bitiriyorlar. îkisi de Alevi kültürüne bagli, üretme ve paylasma bilinciyle yüklü iki çagdas genç kiz...

Ballihan, erenlerinin bal çiçegi. O Pir Sultana, Sultan ona asikti. Hacettepe Üniversitesi Sosyal hizmetler okuluna gidiyor, Çocukken sakin ve durgun olan Yesim gençliginde bahar gibi yeseriyor, artik sözüne söz yetisemiyor, enerjisini tiyatroya veriyor. Pir Sultan oyununda görev aliyor. Biz Sivas’in yobazlara teslim oldugunu bilseydik gönderirimiydik çocuklarimizi diyor.
Babasi Hikmet Özkan. Sivas kiyimindan sonra, din konusunda fikirleri netlesiyor. ‘ Allah insanlarda vardir. Ínsan sevgisinden daha büyük bir sevgi yoktur. Ínsanlari sömürmek için dinler kullanilmaktadir. Bu sömürüye en uygun olan din de Müslümanciktir. Ben CAMiDEN nefret ettigim kadar hiç bir seyden nefret etmiyorum. Cuma namazindan, camiden çikip, katlettiler çocuklarimizi. Hiç mi insan/Allah sevgisi yok bu yobazlarda?. Yok olasicalar da...









Ahmet Özyurt
1972 Ankara`da (Sivas / Sarkisla)dogdu
Ögrenci


Ahmet Özyurt, Bebekliginde çok uslu, hatta biraz zayif bir çocukmus. annesi Senem Özyurt, "Her zaman tutmaya korkardim" diyor. Büyüdükçe fizigi gelisiyor Ahmet'in, uzun boylu, genis omuzlu, elleri ve ayaklari kocaman, atletik yapili bir delikanli oluyor. Basarili bir ögrencilikten sonra liseyi bitiriyor. Ögrenciligi sirasinda da komilik, garsonluk gibi küçük islerle çalisma yasamina atilan Ahmet Özyurt, bu konuda pek sansli olamiyor.

"Yalin bir insandi, tek istegi okumak, iyi bir üniversiteye gitmek, iyi bir ise sahip olmakti" diyor Nurcan Özyurt. Annesi Senem Özyurt anlatimiyla "Bir siçrasa, karsi caddeye geçebilen" bir yigit delikanli... Her saglikli genç gibi bedenini çok seven Ahmet Özyurt, evde agirlik çalisarak kol ve bacaklarini güçlendiriyor, "kendini yerden yere atiyor"... En büyük ideali Üniversite okumak... Hep sonuca yaklasti, fakat bir türlü basarili olamadi. Belki de basarisiz oldugu tek alan Üniversite sinavlariydi.

Ahmet Özyurt, en sevdigi iki eylemi; "Kitap okumak ve spor yapmak" olarak belirtiyor. Ahmet Özyurt, "Hayatin hep acilarini aklina getiren kisi mutlu degildir. Gerçekten mutlu kisi, içinde bir iyilik hisseden kisi demektir." diye yazmis günlügüne... Ahmet Özyurt, kizkardesi kadar yakin bize "Istedigi ve arzuladigi sonuçlara yaklasmisti, iyi bir insan olarak yasamayi, basarili ve mutlu olmayi fazlasiyla haketmisti, hayati haketmisti. basaracakti...
Kendimi bir atom bombasi ve bir kuzu gibi hissediyorum diyordu Ahmet. Ahmet’te semahci idi.
Üniversiteye girmeye hazirlaniyor, En çok sevdigi iki eylem okumak ve spor yapmakti. Günlük defteri güzel sözler kitabi gibi: Sorunlardan kaçmamak tam tersine üzerlerine gitmek gerek. Evet düsünmek gerek Her kitap okunmali, onlardan bir seyler kapilmalidir, diyor Ahmet. Ve gerçekten mutlu kisi gerçekten içinde bir iyilik hisseden kisidir, önemli olan insanlik adina bir seyler yapmaktir, Diyor, Ahmet Özyurt.

Íbadeti cuma namazindan sonra cana kiymak olanlara ibret: Onun ibadeti, her an, insanca yasamak, insanca düsünmekti, insani sevmekti

_________________
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcıkuşlar tepende
Benden geçti mi diyorsun
Aç iki kolunu iki yana
Korkuluk ol - Rıfat Ilgaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: sivas katliamı   Çarş. Eyl. 10 2008, 22:32

Muhlis Akarsu, (d. 1948 Kangal, Sivas - ö. 2 Temmuz 1993 Sivas) Saz sanatçısı. 2 Temmuz 1993 Cuma günü camiden çıkan buyuk bir grup yobaz saldırganın çıkardığı olaylar sonucunda Sivas Madımak Oteli'nin yakılması sonucunda katledilerek öldürülmüştür.
Kangal İlçesinin Minarekaya köyünde doğdu. İlkokulu Minarekaya'da okudu. Bu dönemde Bektaşi Cem cemaatlerinde, yörenin seyitlerinin ve ozanlarının etkisinde kalarak saz çalıp söylemeye başladı. Malatya'da ortaokulda okurken, ekonomik yetersizlikler nedeniyle ikinci sınıftan ayrıldı. Küçük yaşlardan itibaren şiir yazdı, deyiş ve nefes kurdu. Bağlamasıyla birlikte zakirlik yaptı.
1970 yılında İstanbul'a yerleşti. 1970'li yıllarda söz ve müziği kendine ait olan ilk 45'lik plağı çıkardı. Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Karacaoğlan, Aşık Veysel doğrularından yola çıkarak kendine insan sevgisini şiar edindi. Tüm yaptıklarında bu ana temayı temel aldı. 1972 yılında, Seyyit Halil Çiftlik'in kızı Muhibe Leyla Çiftlik ile evlendi. Bu evliliğinden Pınar, Çınar ve Damla adlarında üç kızı oldu.
Sanatında, 1970'lerden itibaren dönemin etkili aşığı Mahzuni Şerif'in izleri belirdi. Uzunca bir süre Mahzuni'nin deyişlerini çaldı ve okudu. Bu arada Alevi-Bektaşi aşık geleneğinden de kopmadı. Pir Sultan, Kul Himmet gibi ozanların birçok deyişini geleneksel kalıplardan çıkmadan seslendirdi.
1980'li yılların başlarında Alevî Dedeleri'nin çaldığı kısa kollu bağlamayı gündeme getiren ve halk müziğinin niteliğini yükselten Muhabbet Gurubu'nun (Arif Sağ, Muhlis Akarsu, Yavuz Top, Musa Eroğlu) oluşum fikri Akarsu'dan çıktı. Muhlis Akarsu, her yıl yapılan Hacı Bektaşi, Abdal Musa, Veli Baba, Pir Sultan gibi Alevî toplumunun kültürel etkinliklerine katılırdı.
1980'li yıllarda türkülerinden dolayı üç yıl cezaevinde yattı. O güne kadar usta malı deyişlerle kendini gösteren Muhlis Akarsu, 1980'lerin başından itibaren deyişlerindeki anlatımı güçlü, bağlamasına hakim ve sesini deyiş tavrında kullanabilen bir sanatçı görünümündedir.
Fikri kendisinden çıkan "Muhabbet" serisinin (4.hariç) her yapıtında yer aldı. Eserleri çeşitli türlerde şarkı söyleyen sanatçılar tarafından okundu.
Portekiz asıllı Kanadalı şarkıcı Nelly Furtado’nun 2006’da piyasaya sürdüğü 8 milyon satan “Loose" albümündeki “Wait For You" adlı parçasının müziğinin, Muhlis Akarsu’nun Kalan Müzik'den çıkardığı “Ya Dost Ya Dost" adlı albümünde yer alan, sözleri Pir Sultan Abdal’a ait olan “Allah Allah Desem Gelsem adlı türküden izinsiz, telif ödemesiz "alındığı" anlaşıldı. Albümün kartonetinde “Wait For You adlı parçanın müziği ile ilgili bilgide Muhlis Akarsu’nun ve Pir Sultan Abdal’ın isimlerinden herhangi birinin yer almadığı görüldü.
2 Temmuz 1993 Cuma günü Sivas Katliamı'nda bir grup saldırgan tarafından Madımak otelinin ateşe verilerek yakılması sonucunda öldürülmüştür. Yaşamı boyunca 100'den fazla kırkbeşlik plak, 4 uzunçalar, 20 kaset ve yüzlerce deyiş bırakır.
Muhlis Akarsu'nun yapıtlarının hemen hemen tümünün lirik bir ifadeyle yapıldığı ve söylendiği hemen fark edilir. Repertuarının büyük bir bölümünde aşk ve sevda deyişlerine yer verdiği görülür. Akarsu'nun yar üzerine söylediği, feleğe çattığı, gurbete içerlediği, ayrılığa üzüldüğü yüzlerce deyişi vardır. Deyişlerinde toplumsal konulara da kayıtsız kalmaz. Ancak bu, sevgi üzerine söylediği deyişler kadar çok öne çıkmaz. Birkaç deyişinde cahilliğe, köleliğe, yoksulluğa başkaldırdığı görülür. Alevi-Bektaşi edebiyatının ve müziğinin deyiş türüyle ünlenen aşığı Muhlis Akarsu'nun Pir Sultan Abdal ve Karacaoğlan etkisindeki tavrını her zaman hissetmek mümkündür

_________________
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcıkuşlar tepende
Benden geçti mi diyorsun
Aç iki kolunu iki yana
Korkuluk ol - Rıfat Ilgaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: sivas katliamı   Çarş. Eyl. 10 2008, 22:32

Muhlis Akarsu, (d. 1948 Kangal, Sivas - ö. 2 Temmuz 1993 Sivas) Saz sanatçısı. 2 Temmuz 1993 Cuma günü camiden çıkan buyuk bir grup yobaz saldırganın çıkardığı olaylar sonucunda Sivas Madımak Oteli'nin yakılması sonucunda katledilerek öldürülmüştür.
Kangal İlçesinin Minarekaya köyünde doğdu. İlkokulu Minarekaya'da okudu. Bu dönemde Bektaşi Cem cemaatlerinde, yörenin seyitlerinin ve ozanlarının etkisinde kalarak saz çalıp söylemeye başladı. Malatya'da ortaokulda okurken, ekonomik yetersizlikler nedeniyle ikinci sınıftan ayrıldı. Küçük yaşlardan itibaren şiir yazdı, deyiş ve nefes kurdu. Bağlamasıyla birlikte zakirlik yaptı.
1970 yılında İstanbul'a yerleşti. 1970'li yıllarda söz ve müziği kendine ait olan ilk 45'lik plağı çıkardı. Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Karacaoğlan, Aşık Veysel doğrularından yola çıkarak kendine insan sevgisini şiar edindi. Tüm yaptıklarında bu ana temayı temel aldı. 1972 yılında, Seyyit Halil Çiftlik'in kızı Muhibe Leyla Çiftlik ile evlendi. Bu evliliğinden Pınar, Çınar ve Damla adlarında üç kızı oldu.
Sanatında, 1970'lerden itibaren dönemin etkili aşığı Mahzuni Şerif'in izleri belirdi. Uzunca bir süre Mahzuni'nin deyişlerini çaldı ve okudu. Bu arada Alevi-Bektaşi aşık geleneğinden de kopmadı. Pir Sultan, Kul Himmet gibi ozanların birçok deyişini geleneksel kalıplardan çıkmadan seslendirdi.
1980'li yılların başlarında Alevî Dedeleri'nin çaldığı kısa kollu bağlamayı gündeme getiren ve halk müziğinin niteliğini yükselten Muhabbet Gurubu'nun (Arif Sağ, Muhlis Akarsu, Yavuz Top, Musa Eroğlu) oluşum fikri Akarsu'dan çıktı. Muhlis Akarsu, her yıl yapılan Hacı Bektaşi, Abdal Musa, Veli Baba, Pir Sultan gibi Alevî toplumunun kültürel etkinliklerine katılırdı.
1980'li yıllarda türkülerinden dolayı üç yıl cezaevinde yattı. O güne kadar usta malı deyişlerle kendini gösteren Muhlis Akarsu, 1980'lerin başından itibaren deyişlerindeki anlatımı güçlü, bağlamasına hakim ve sesini deyiş tavrında kullanabilen bir sanatçı görünümündedir.
Fikri kendisinden çıkan "Muhabbet" serisinin (4.hariç) her yapıtında yer aldı. Eserleri çeşitli türlerde şarkı söyleyen sanatçılar tarafından okundu.
Portekiz asıllı Kanadalı şarkıcı Nelly Furtado’nun 2006’da piyasaya sürdüğü 8 milyon satan “Loose" albümündeki “Wait For You" adlı parçasının müziğinin, Muhlis Akarsu’nun Kalan Müzik'den çıkardığı “Ya Dost Ya Dost" adlı albümünde yer alan, sözleri Pir Sultan Abdal’a ait olan “Allah Allah Desem Gelsem adlı türküden izinsiz, telif ödemesiz "alındığı" anlaşıldı. Albümün kartonetinde “Wait For You adlı parçanın müziği ile ilgili bilgide Muhlis Akarsu’nun ve Pir Sultan Abdal’ın isimlerinden herhangi birinin yer almadığı görüldü.
2 Temmuz 1993 Cuma günü Sivas Katliamı'nda bir grup saldırgan tarafından Madımak otelinin ateşe verilerek yakılması sonucunda öldürülmüştür. Yaşamı boyunca 100'den fazla kırkbeşlik plak, 4 uzunçalar, 20 kaset ve yüzlerce deyiş bırakır.
Muhlis Akarsu'nun yapıtlarının hemen hemen tümünün lirik bir ifadeyle yapıldığı ve söylendiği hemen fark edilir. Repertuarının büyük bir bölümünde aşk ve sevda deyişlerine yer verdiği görülür. Akarsu'nun yar üzerine söylediği, feleğe çattığı, gurbete içerlediği, ayrılığa üzüldüğü yüzlerce deyişi vardır. Deyişlerinde toplumsal konulara da kayıtsız kalmaz. Ancak bu, sevgi üzerine söylediği deyişler kadar çok öne çıkmaz. Birkaç deyişinde cahilliğe, köleliğe, yoksulluğa başkaldırdığı görülür. Alevi-Bektaşi edebiyatının ve müziğinin deyiş türüyle ünlenen aşığı Muhlis Akarsu'nun Pir Sultan Abdal ve Karacaoğlan etkisindeki tavrını her zaman hissetmek mümkündür
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: sivas katliamı   Çarş. Eyl. 10 2008, 22:35

Behçet Safa Aysan, şair ve tıp doktoru (1949-1993).

Hayatı [değiştir]


1949 yılında Ankara'da doğdu. Selimiye Askeri Ortaokulu ve Kuleli Askeri Lisesi'nde okudu. 1968'de Ankara Tıp Fakültesi'ne askeri öğrenci olarak girdi.
12 Mart döneminden sonra politik nedenlerle ara vermek zorunda kaldığı tıp öğrenimi sırasında çeşitli işlerde çalıştı. Mezun olduktan sonra İzmit'e atandı. Ankara'da psikiyatri ihtisası yaptı. SSK Yenişehir Dispanseri'nde doktor olarak çalışmaktaydı.
2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Madımak Oteli'nde yakılarak öldürülen 35 kişiyle birlikte can verdi. Ölümünden sonra Türk Tabipleri Birliği tarafından adına şiir ödülü verilmeye başlandı.

Yapıtları [değiştir]



  • Karşı Gece (1983)
  • Sesler ve Küller (1984 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü)
  • Eylül (1986, 1988 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü)
  • Deniz Feneri (1987 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü)
  • Şiirler (1990)
  • Behçet Aysan Kitabı (1993)
  • Üç Kardeştiler (Radyo Oyunu, 1995

Asım Bezirci
Doğum yılı kaynaklarda farklı geçen (1922, ya da 1927) Asım Bezirci Erzincan'da doğdu.Rıfat Ilgaz'la yakın arkadaş olan Bezirci, Ilgaz hakkında bir inceleme yayınladı (Rıfat Ilgaz, ISBN 975-348-036-9, 1997, İstanbul, Çınar Yayınları). 2 Temmuz 1993 Cuma günü camiden çıkan buyuk bir grup yobaz saldırganın çıkardığı olaylar sonucunda Sivas Madımak Oteli'nin yakılması sonucunda katledilerek öldürülmüştür.

Eserleri [değiştir]



  • 1950 Sonrasında Hikâyecilerimiz
  • Abdülhak Hamit
  • Bilimden Yana
  • Edebiyat Bahçesinde
  • Güle Dil Verenler
  • Halk Ve Sosyalizm İçin Kültür Ve Edebiyat
  • Halkımızın Diliyle Barış Şiirleri
  • İkinci Yeni Olayı
  • Nazım Hikmet
  • Nezihe Meriç
  • Nurullah Ataç
  • Orhan Kemal Yaşamı, Sanatı, Eserleri
  • Orhan Veli Yaşamı, Kişiliği, Sanatı, Eserleri
  • Pir Sultan Yaşamı, Kişiliği, Sanatı, Şiirleri
  • Rıfat Ilgaz
  • Sabahattin Ali
  • Seçme Hikâyeler
  • Seçme Romanlar
  • Sosyalizme Doğru
  • Temele Gül Dikenler
  • Türk Yunan Dostluk Şiirleri
  • Şairlerimizin Diliyle Barış
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devran

avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 425
Yaş : 27
Nerden : istanbuldan
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: Geri: sivas katliamı   Çarş. Eyl. 10 2008, 22:37

Hasret Gültekin, (d. 1 Mayıs 1971 - ö. 2 Temmuz 1993), müzisyen. Saz sanatçısı. 2 Temmuz 1993 Cuma günü camiden çıkan buyuk bir grup yobaz saldırganın çıkardığı olaylar sonucunda Sivas Madımak Oteli'nin yakılması sonucunda katledilerek öldürülmüştür.
Sivas İmranlı'nın Han köyünde dünyaya geldi. Koçgiri aşireti'ne mensup bir Kürt'tür. Süleyman ve Hacıhanım Gültekin'in üçüncü çocuğu olan sanatçı Türkçe'nin yanısıra ana dili Kürtçe'yi de kullanmıştır.
Gültekin 6 yaşında iken bağlama çalmaya başladı. Girdiği Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesini yarıda bırakarak müzik hayatına başladı. İlk resitalini Kadıköy Moda Sineması'nda verdi ve ilk albümü "Gün Olaydı"yı 16 yaşında çıkardı. Büyük usta Talip Özkan`ın öğrencisiydi. 1989 yılında çıkardığı "Gece ile Gündüz Arasında" adlı albümü ile sadece sesi ile değil bağlama ve şelpe tekniğiyle de dikkatleri çekti. Çok sayıda sanatçının albümüne müzik yönetmeni olarak imza atmıştır. 1991'de "Rüzgarın Kanatlarında" adlı bir albüm daha çıkarmıştır.
Sayısız uluslararası festivalde Türkiye'yi temsil eden Hasret Gültekin, 1991'de Yeter Gültekin'le evlendi, Hasret Roni babasının ölümünden sonra doğdu.
Pir Sultan Abdal Kültür Festivaline katılmak üzere gittiği Sivas'ta,22 yaşında,kundaklanan Madımak Oteli'nde hayatını kaybetti. Ölümünden sonra Kalan Müzik tarafından "Seçmeler" adlı bir toplama albümü ve 1993 yılında Yunanlı Rambetiko grubu Prosechos ile birlikte verdiği "Ege'nin iki yakası" adlı konserdeki bazı şarkılardan oluşan ve aynı adı taşıyan albüm Hasret Gültekin Kültür ve Sanat Merkezi tarafından yayımlandı.

  • Gün Olaydı (1987)

01-Sevgi Kuşun Kanadında 02:49 Söz : Ahmet Çuhacı Müzik: Şehabettin Genç 02-Canım Oğlum 02:45 Söz: Hasan Hüseyin, Müzik: Hasret Gültekin 03-Dersim 03:17 Söz-Müzik: Anonim 04-Hasretim Sana 03:50 Söz-Müzik: Abuzer Karakoç 05-Etme Eyleme 02:28 Söz-Müzik-Hasret Gültekin 06-Görüş Günü 03:05 Enver Gökçe, Müzik: Hasret Gültekin 07-Kucaklarım Seni 02:45 Söz: Muzaffer Özdemir, Müzik: Hasret Gültekin 08-Gün Olaydı 03:00 Söz-Müzik: Anonim 09-Gülüm Yavaşça 03:20 Kaynak: Ozan Mesleki, Müzik: Hasret Gültekin 10-Karasaban 03:55 Kaynak: Rıza Aslanbağ, Derleyen: Hasret Gültekin 11-Sen Benim Başıma 03:35 Söz-Müzik-Hasret Gültekin 12-Dağlar 03:10 Söz: Kadir Karakoç, Müzik: Hasret Gültekin 13-Bir İnsan Ömrünü 03:35 Söz-Müzik: Zülfü Livaneli

  • Gece ile Gündüz Arasında (1989)

01-Paramparça 02:30 Aşık Fezai 02-Merhaba Çocuk 03:49 03-Gece İle Gündüz Arasında 05:12 04-Bir An Yum Gözlerini 03:31 05-Acıyı Bal Eyledik 05:16 Hasan Hüseyin Korkmazgil 06-Tam da Alışmışken 02:51 07-Dağlar Dağlar 04:01 08-Gönül Çalamazsın 03:45 Aşık Hüdai 09-Dilek 03:50 10-Dört Kurşun 04:39 Nazım Hikmet 11-Gerizler Başında 04:08 Hasan Çakı Efe 12-Davos Köçekçesi 02:32

  • Rüzgarın kanatlarında (1991)

01-Güle Yel Değdi 03:10 Söz-Müzik : Hasret Gültekin 02-Böyle Olur mu ? 03:38 Geleneksel, Yöre : Orta Anadolu 03-Eklemedir Koca Kavak 03:58 Geleneksel, Yöre : Aydın 04-Şu Kanlı Zalim 05:35 Söz : Pir Sultan Abdal, Geleneksel, Yöre : Sivas 05-Ben Derdimi Kime Yanam 03:17 Söz-Müzik: Emekçi (Ali Haydar Levendiz) Müzik Düzenleme: Hasret Gültekin 06-Kime Ne 04:19 Söz : Nesimi Müzik : Geleneksel Yöre: Maraş Derleyen : Emekçi 07-Rüzgarın Kanatlarında 02:38 Söz-Müzik: Akkayalar İkilisi, Müzik Düzenleme : Hasret Gültekin 08-Cirigam 03:32 Söz-Müzik : Kerem Güney 09-Derman Sendedir 03:03 Söz-Müzik : Lütfü Gültekin 10-Sene Sözüm Var 02:46 Geleneksel (Azeri), Derleme ve Müzik Düzenleme : Hasret Gültekin 11-Yaralı Ceylan 03:19 Söz-Müzik: Perişan Güzel Derleyen : Emekçi Yorum : Hasret Gültekin 12-Nar Çocuk 02:27 Söz : Nihat Behram Müzik : Hasret Gültekin 15-Çeke Çeke 04:55 Söz : Pir Sultan Abdal Müzik : Geleneksel Intro : Hasret Gültekin

  • Egenin Iki Yakası

01-Doğaçlama 03:56 02-Telli Turnam/Saçları Kara Yarim 05:24 Yöre :Kırtıl/Silifke Kaynak : Bahar Gündoğdu Derleme : Nevzat Üçyıldız 03-Çay Başına Bostan Ektim 04:03 Yöre : Antalya Kaynak : Zeki Yantaş Derleyen : Muzaffer Sarısözen 04-Suda Balık Yan Gider 03:31 Yöre : Kırşehir Kaynak : Neşet Ertaş Derleyen : Muzaffer Sarısözen 05-Gel Efendim 05:56 Pir Sultan Abdal 06-Bütün Evren Semah Döner 03:23 Söz :Aşık Hüdai Müzik : Hüseyin Karakuş 07-Bu Bir Sevdadır Sevdiğim 02:34 Kaynak : Ali Murtaza Dede 08-Doğaçlama 05:42 09-Teke Zotlaması 07:28 10-Hopa Şinanay 05:24 Prosechos Grubu ile birlikte

  • Bir Tarih Bir İnsan


  • Hayat

01-Açılış 00:51 02-Hayat 05:12 03-Terekeme 04:00 04-Yunus 03:19 05-Semah 03:09 06-Cirit 04:46 07-Pancar 07:56 08-Karasaban 02:39 09-Fadike 04:02 10-Kızılırmak 04:55 11-Kuzum 03:51 12-Karadeniz 03:28

_________________
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcıkuşlar tepende
Benden geçti mi diyorsun
Aç iki kolunu iki yana
Korkuluk ol - Rıfat Ilgaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: sivas katliamı   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
sivas katliamı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» GÖÇ YOLLARI
» MALATYA KATLIAMI

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ATA-GENÇ :: DEVRİMCİ BİLGİLER :: Devrimci Bilgiler-
Buraya geçin: