ATA-GENÇ


 
AnasayfaPortalTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 THKO ( Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ) Kısım 2

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Okay

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 639
Yaş : 29
Nerden : Samsun
Kayıt tarihi : 24/01/08

MesajKonu: THKO ( Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ) Kısım 2   Cuma Ocak 25 2008, 12:29

THKO’nun Kökeni [değiştir]Örgütün kökeninde, birbiriyle bağlantılı ve/ama görece bağımsız gelişen iki odak olduğu söylenebilir.

Birinci odak, Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ndeki “Toplumcu Grup”tan çıkar. Sinan Cemgil, Mustafa Taylan Özgür, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan gibi daha sonra THKO’yu kuracak olanlar, Münir Ramazan Aktolga, Yusuf Küpeli ve Rasih Ulaş Bardakçı gibi THKP-C’yi kuracak olanlarla birlikte bir yandan yüksek öğrenim gençliğinin akademik-demokratik hakları için savaşım verirlerken diğer yandan da gelişen halk hareketleriyle birleşme ve dayanışma çabası içinde olurlar. Yükseköğretim kurumlarında Sosyalist Fikir Kulüplerinin kuruluşlarına katılıp bu kulüplere önderlik ederler. Söz konusu kadrolar, gençliğin anti-emperyalist savaşımına bilinçli eylem önderleri olarak katılır ve kitlenin eylem içinde bilinçlenmesine özen gösterirler. Grubun sonraki gelişimi diğer gruplardan farklı olur. Bu odak, sol içi tartışmalara çok fazla girmez. Sosyalist Devrim-Millî Demokratik Devrim saflaşmasında Türkiye devriminin önündeki devrimci adımın kesintisiz ve aşamalı devrim anlamında Millî Demokratik Devrim olduğunu savunsalar da “Türk Solu” ve “Aydınlık” akımından ve bu akım içindeki tartışmalardan uzak dururlar. Hüseyin İnan’ın önderliğinde kendi yollarını açmak için sıkı bir çalışma içine girerler. Türkiye’nin hemen hemen her yerinde her çevreden kimi sosyalist öncüleri biraraya getirirler. Grup, öngördüğü devrim stratejisine istinaden “Dağcılar” olarak anılmaya başlar.

İkinci odak, İstanbul’da Devrimci Hukuklular Örgütü (DHÖ) ve Devrimci Öğrenci Birliği’nde (DÖB) örgütlenen ve anti-emperyalizm ortak zemininde biraraya gelen yükseköğretim gençlik öncülerinin Deniz Gezmiş ve Cihan Alptekin önderliğindeki kanadıdır. DÖB içindeki Mustafa İlker Gürkan tarafından temsil edilen Türkiye Millî Gençlik Teşkilâtı (TMGT) kökenlilerle TİP kökenliler arasındaki ilişkiler bir süre sonra gevşeyecek ve herkes kendi yoluna gidecektir. Deniz Gezmiş ve Cihan Alptekin, bu süreçte Ömer Ayna, Avni Gökoğlu, Yavuz Yıldırımtürk, Zerruh Vakıfahmetoğlu gibi Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) çevresinden gençlerle birleşecektir. Mustafa Zülkadiroğlu, bu konuda, şunları demektedir:

"Deniz'den bizim kopuşumuz 1969 yılına dayanır. 1969 Haziran üniversite işgalleri sırasında, DÖB kadrosuna danışmadan, DÖB hareketi adına bizim dışımızda işler yapmaya, Diyarbakır Yurdu ve DDKO çevresinden bazı kişilerle hareket etmeye başlamıştı. Onlar, herhangibir çatışmada bizim yanımızda olan kişiler değildi. Biz, bu nedenle, “Bizim dışımızda ne yapıyorsun? Ne olduğunu bilelim” diyerek Deniz'in yaptığı bu emrivakiye karşı çıktık. Bunun üzerine Deniz ile aramıza bir sürtüşme girdi." – Deniz (Bir İsyancının İzleri), Turhan Feyizoğlu, 16. Baskı, Su Yayınları, Sayfa 174.


THKO’nun Kuruluşu [değiştir]Vietnam Kasabı olarak ünlenen Robert W. Komer’in Amerika Birleşik Devletleri Türkiye büyükelçisi olarak atanması büyük bir tepki doğurur. İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere bütün Türkiye’de yaygın protesto gösterileri düzenlenir. Komer’in arabasının Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, Mustafa Taylan Özgür, Yusuf Aslan, Seçkin İnceefe, Halil Çelimli, Tuncay Çelen, Sabit Big gibi ODTÜ’lü sosyalistler tarafından yakılmasıyla (6 Ocak 1969) doruğa ulaşan tepki, sürdürülen savaşımda bir dönüm noktası sayılabilir. Eylemin içinde yer alan Mustafa Taylan Özgür’ün, Komer olayından sonra İstanbul Üniversitesi Öğrenci Birliği’nin Beyazıt'taki kongresi sırasında arkadan kurşunlanarak (ve sonrasında polis karakolunda dövülerek) öldürülmesinden (23 Eylül 1969) sonra ise yeni dönemin karakterini Sinan Cemgil, “Taylan, Kommer'in arabasını yakarak devrim için ilk kıvılcımı atmıştı. Bu kıvılcım devam ettirilecektir." diye açıklayacaktır.

Birbiriyle bağlantılı ama görece bağımsız Ankara ve İstanbul odaklı iki grubun birleşmesinde ve tek odaktan harekete geçmelerinde Ankara kökenli grubun önemli kesiminin Filistin dönüşü Diyarbakır’da yakalanması (Şubat 1970) doğrudan etkili olmuştur. Bu dönemde Deniz Gezmiş, grubuyla birlikte “Dağcılar”la birleşir.

“Halk savaşı” hazırlığı içine giren “Dağcılar”, kırsal alanlardaki çalışmalarını yoğunlaştırırlar. ODTÜ yurtları, “Dağcılar”ın harekât üssü haline gelir. Gizli çalışma üzerinde yoğunlaşan “Dağcılar”, yasal örgütlenmelerde yönetsel görevler üstlenmemeye özen göstermekle birlikte, başta Türkiye Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu (TDGF ya da yaygın adıyla Dev-Genç) olmak üzere kitle örgütlenmeleri içindeki gelişmelere müdahale etmeyi sürdürürler.

İlginç bir gelişme de “Dağcılar”dan Sinan Cemgil ve Deniz Gezmiş’in Yusuf Küpeli, Münir Ramazan Aktolga, Aydın Karagözoğlu, Sema Karagözoğlu, Bingöl Erdumlu ve Mustafa Kemal Çamkıran gibi farklı çevrelerde yer alan kişilerle birlikte Gizli Komünist Partisi kurdukları gerekçesiyle Ankara İkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmalarıdır.

Bu, dönemin bir özelliği olarak siyasal alanda farklılaşma sürecinde olsalar bile savaşım içinde gelişen dostluk ve yoldaşlık anlayışının sürdüğünün ve yeni biçimlenen çevrelerin savaşımı sürdürebilmek için gerekli dayanışmayı göstermelerinin bir örneği olarak görülebilir.

Henüz belirlenmiş bir örgüt adına sahip olmayan “Dağcılar”, gerilla savaşı için en uygun yerin Malatya olduğuna karar verirler. Teslim Töre ve Mustafa Yalçıner, malzeme yüklü bir arabayla Kasım 1970’te Malatya’ya giderler.

23 Aralık 1970 Çarşamba günü, Ankara Hukuk Fakültesi önünde vurulan devrimci öğrencilerden İlker Mansuroğlu’nun 28 Aralık 1970 Pazartesi günü akşamı tedavi edildiği hastanede ölümü üzerine Dağcılar, tepkilerini dile getirmek amacıyla yapacakları eylem için Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliğini seçerler. “Dağcılar”, 29 Aralık 1970 Salı günü ABD Büyükelçiliği önündeki polis noktasının kurşunlanmasıyla başlayan eylemler dizisinin ardından 04 Mart 1971 Perşembe günü yayınlanan bir bildiri ile Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun (THKO) varlığını duyururlar.


Örgütün Adı

Türk değil Türkiye [değiştir]Türkiye’de uzun bir dönem sağ kanat, ısrarla örgütün adını “Türk Halk Kurtuluş Ordusu” olarak söylemeyi yeğledi, çünkü Türkiye ve Türkiyeli gibi ifadeleri bölücülük olarak görüyorlar ve Türkiye’de farklı budunsal (etnik) grupların bulunduğunu kabul etmedikleri gibi dünyada neredeyse bütün örgütlerin ülke adlarıyla anıldığını da unutuyorlardı.

Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun Sıkıyönetim Mahkemelerindeki dava dosyalarında örgüt adı doğru biçimde Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu olarak yer almasına karşın, devlet tarafından hazırlanan kitapçıklarda “Türk Halk Kurtuluş Ordusu” olarak belirtilmeye özen gösterilmişti. (Bkn. Başbakanlığın emri ile Bakanlıklararası bir kurul tarafından hazırlanmış olan “Beyaz Kitap”, Ankara-1973)

Örgüt adının doğru kayda geçirilmesi yönündeki ısrarlar karşısında ise THKO, bölücülükle damgalanıyordu. THKO 1 ve 2 Davalarının mahkeme başkanı Ali Elverdi, Bu Vatana Kastedenler adlı kitabında bu tavırda olmuştur.


Halk Kurtuluş Ordusu Kavramı [değiştir]“Halk Kurtuluş Ordusu” (English People’s Liberation Army) ifadesi, ilk kez Çin Komünist Partisi tarafından Parti önderliğindeki ama partili olmayanların da yeraldığı silahlı örgütlenmeleri ifade etmek için kullanıldı. ÇKP ile aynı zeminde yeralan partiler de kurdukları askerî örgütlenmelere bu adı verdiler ya da bu adı ima ettiler.

THKO, ÇKP ile aynı zeminde olmayıp da bu ifadeyi kullanan ilk ve bilinen tek (!) örgüttür. Benzer biçimde THKP-C de kendisini Ordu yerine Parti ve Cephe olarak tanımlamasına karşın “Halk Kurtuluş” (English People’s Liberation) ifadesini kullanmayı yeğlemiştir.

1960’lı yıllar Küba Devrimi’nden esinlenen “Ordu” ve daha çok da “Cephe”lerin ortaya çıktığı bir dönemdir ve bu gruplar, ÇKP’den ayrı bir ideolojik-siyasî zeminde durduklarının bir göstergesi olarak genellikle Millî Kurtuluş (English National Liberation) önekini kullanmışlardır.

THKO’nun tamamen, THKP-C’nin kısmen, ÇKP’yi anımsatan bu ifadeleri örgütlerinin adı olarak kullanmış olmaları, iki örgütün önder ve kurucu kadrolarının da Çin ve Küba deneyimlerini birbirlerini dışlayan ve kendi içlerinde mutlaklaştıran okullar olarak algılamadıklarının işareti olarak görülebilir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ata-genc.forum2.biz
solcukemalist

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 212
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 03/02/08

MesajKonu: Geri: THKO ( Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ) Kısım 2   Çarş. Şub. 06 2008, 21:48

şunu söylemek istedim yazının tamamını okumuş değilim ancak thkp-c ile thko çok farklı örgütlerdir
thkp-c şehir gerillası taktiği ile daha başarılı eylemler yapmıştır ancak daha az taraftar toplamıştır.

thko ise kırsalda bir süre örgütlenme celışmalarına girmiştir ncak başarısız olup yakalnmışlardır vr sinan cemgilde öldürülmüştür


bu arada paylaşımlar güzel saolasın oky
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
THKO ( Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ) Kısım 2
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kılıçarslan`da Halk Eğitim Kursu Sonunda Kuaför Olan Gençler
» Türkiye Şiirleri
» Jensen Ackles'in yeni yapımı.....
» Türkiye'nin en zengin ilk 100 ailesi
» alın tüm gta serisi liberty city var bakmadan geçme gta türk bile var

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ATA-GENÇ :: DEVRİMCİ BİLGİLER :: THKO - THKP-C-
Buraya geçin: